pomak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
pomak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Ocak 2009 Pazar

Ekşi Sözlük : Pomaklar -Urumelide beraber yaşadığımız bulgarca konuşan teb'amız

  1. sanırım yunanistan'dan buraya göçenlere deniyor. bir yerden göçenlere dendiğine eminim ama.
    muhacır gibi.
    (carno, 22.06.2001 12:47 ~ 12:48)


  2. (bkz: haymatlos)
    (akira, 19.11.2001 01:26)


  3. pomakların en büyük özellikleri şüphesiz sarışın oranının yüksekliğidir.batı anadolu'da zannedilenden çok daha fazla pomak yaşar.
    (longview, 20.04.2002 21:18)


  4. pomakların, peçenek* ve kıpçak* türkleri'nden geldikleri ve 11. ile 13. yüzyıllar arasında şimdiki bulgaristan ve yunanistan topraklarına yerleştikleri görüşü genel olarak kabul görmektedir. bulgarca'ya yakın pomakça adıyla anılan bir dil konuşmaları; türkmenler'in veya kıpçak ve peçenek türkleri'nin slav etkisiyle hıristiyanlığı; 1350'li yıllarda ise osmanlı ile temasın ardından yeniden veya ilk defa müslümanlığı kabul etmeleriyle açıklanmaktadır.
    balkan ve kurtuluş savaşları ** ardından yapılan mübadele anlaşmaları sonucu yunanistan topraklarındaki pomaklar trakya'da boşaltılan rum köylerine yerleşmişlerdir. drama kenti kökenliler keşan çevresindeki köylerde yaşamlarını sürdürmüş, pomakça bu topraklarda 1960ların sonuna kadar anadil olarak varlığını korumuştur.
    (honour knowledge, 21.04.2002 23:15 ~ 23:20)


  5. osmanlilar zamaninda fetihlerle birlikte makedonya'ya giden akincilar zamanla orada ba$ka irklardan(yunan, bulgar...) kadinlarla evlenmi$ler, kimisi de iskan politikasiyla ailesiyle oraya goc etmi$. bunlarin olusturdugu toplumun mensuplarina da "pomak" denmi$.

    sonralari imparatorlugun topraklarini kaybetmeye baslamasiyla bir kismi geri donmu$, bir kismi ise hala bati trakya ve diger bolgelerde ya$amakta. konu$tuklari dil olan pomakca ise bulgarcaya cok benzer ve cogu zaman bir pomak bir bulgari rahatca anlayarak ileti$im kurabilir.
    (crescendo, 26.12.2002 18:26 ~ 02.12.2005 19:19)


  6. türkiyedeki sayıları 2 milyona yakındır. kendi aralarında gruplara ayrılırlar. örneğin kıvraklar... kadınları güzelce olur. genelde beyaz tenli siyah dalgalı saçlı yahut hafif sarışınlardır.
    (samatya, 26.12.2002 18:31)


  7. trakya'da bulunan sınır köylerinde pomak mahallerinde yaşarlar. yakın zamanda kadar amıcalar ve gacallar pomaklar ile o kadar bir anlaşmazlık içindelermiş ki birbirleriyle kesinlikle kız alış verişi yapmazlarmış.
    (annem bana kiz bul evlen dedi, 26.12.2002 22:43)


  8. bu topluluk, osmanlı dönemindeki ilk akınlarda müslümanlara yardım eden ve müslümanlığı seçen bulgar topluluğudur.isimlerinin, bulgarcada yardım etmek,destek çıkmak manasına gelen "pomagayne" fiilinden geldiği söylenir lakin etimolojik bir kesinliği yoktur.aynı topluluğun makedonya topraklarında yaşayan versiyonuna torbeş denir.
    (itaatsiz, 30.05.2003 15:31)


  9. acıbademde bulunan bir sokak adı. köprüden dörtyola doğru giderken soldan 2. sokaktır.
    (kurukafa, 26.06.2003 04:49)


  10. ayni zamanda pomak kokenlilere verilen lakap. ismin onune eklendigi gibi, kimi zaman isim de ortadan kalkarak, sadece pomak diye cagirildiklari olur.
    (benekli, 03.07.2003 12:59)


  11. dikakana bey'in hala entry yazmamış olmasına şaşarak baktığım bir balkan etnik grubudur.. sonradan müslüman olmuş bulgarlara verilen isim.. bulgarcadan bozma ve türkçe kelimeler de serpiştirilen bir dil olan pomakça konuşurlar.. bulgarların da sonradan hıristiyan olmuş türkler olduğu varsayılırsa epey bir karışır durumlar..
    (boba, 24.05.2004 16:49 ~ 27.07.2004 17:12)


  12. sonradan müslüman olmus bulgarlara denir...dakikada 600 kelime gibi muazzam bir hızla konusurlar...(bizzat sahit oldum)ayrıca bulgaristan tarafından geldikleri icin ipsala tarafındaki koylerdedirler genellikle
    (keshanl, 24.05.2004 17:07)


  13. kokenleri hakkinda kesin bir aciklama modeli yoksa da tartisma goturmez ozellikleri irk olarak slavik, din olarak islami bir toplum olduklaridir. bu millet uzerinde yine de degisik balkan ulkelerinde degisik tanimlamalar mevcuttur. cogunlukla bulgaristanda bulunmalarindan dolayi genelde musluman bulgarlar olarak anilirlar, ama bulgaristan tarafindan musluman olmalari hasebiyle turklerle ayni kefeye konmus ve komunist partiye entegre ettirme cabalari cercevesinde hayli zulme maruz kalmislardir. turkiyeye gelmeleri ozellikle 1877-78 rus harbinden sonraki buyuk goc dalgalari icerisinde turklerle birlikte sinirlarimiza dayanlamariyla gerceklesmistir. o donem turkiyenin kimi kabul edelim politikasi net olmamakla birlikte oncelik "turk soyu ve kulturu ne (bkz: turkish descent and culture) verilmis bunlardan da sunni hanefiolanlar tercih edilmistir. bu baglamda pomaklar turk soyundan olmasa da kulturundendir ve sunni hanefidir. netice itibariyle politika sahiplerinin yuzunu kara cikarmamis ve turkiyeye cuk diye entegre olmuslardir.
    (mahzun yuzlu sovalye, 26.05.2004 11:23)


  14. avrupa’nın yerli türklerindendirler. avrupa'ya karadenizin kuzeyinden göç etmiş atilla ile birlikte bölgeye yerleşmişlerdir. peçenek, kıpçaklar gibi bir türk koludur. osmanlı döneminde, yardımlarından dolayı yardımcı anlamına gelen "pomak" ismini almışlardır. osmanlı'da akıncılar olarak bilinen savaşçıların pomaklardan alınarak yetiştirildikleri bilinir. yunanlıların asimile politikasına göre ise pomaklar, büyük iskenderin torunlarıdır. pomaklar arasında konuşulan pomakça, 1900lerde yüzde 40 oranında türkçeleşmiştir. orjinal dildeki bu bozulma günümüzde de izlerini taşır. kültür zenginliği de bozulmaya başlamıştır. pomakçanın yazılı bir grameri yoktur.
    (werthers, 19.06.2004 06:44)


  15. esas çoğunluğu bulgaristan'da, bir kısmı ise batı trakya'da rodop dağları üzerinde "yasak bölge"de yaşamakta olan türk topluluğu. çeşitli dönemlerde, toplu katliamlara varan yöntemlerle bulgarlar tarafından asimile edilmek istenen bir halk kitlesidir. bulgarlar'ın "müslüman bulgarlar", yunanlılar'ın "müslüman grekler" olduğunu iddia ettikleri pomak türkleri; orta asya'dan kuzey göç yolunu (hazar denizi ve karadeniz'in kuzeyini) takip ederek ukrayna ile besarabya'ya giden, buradan da xi nci yüzyılda balkanlar'a inen ve
    peçenekler'in yardımıyla 1034'den itibaren rodoplar, batı trakya, pirin ve vardar makedonyası'nı hakimiyetleri altına alan kıpçaklar'ın veya avrupalıların kuman olarak adlandırdığı türk boylarının devamıdır.
    (2tam1bolu2, 12.09.2004 01:32)


  16. istatistiki olarak balkanlarda yasayan en beyaz tenli, akca pakca topluluk oldugu sonucuna varilmis; ben varmadim istatistikler boyle buyuruyor ama yazar sabahin 3'unde piar-gallup ekolayzir gorunumlu pasta dilimli grafikler arayamiyor, hos gorule. buna baglantili olarak turkiye'de mermer tenli, sapsari sacli, rumeli kokenli kimselere "pomaktir" yakistirmasi yapildigini da duydum.

    hemen bir trivia da vereyim, meshur kel alico'nun (ki kendisi gaddar lakabiyla da bilinir) pomak oldugunu; davet edildigi saray gureslerinden ilkinde cok efendi bir insan olan makarnaci (evet arkadasim vaka-i nuvis oyle geciyor) ile guresinde sultan abdulaziz tarafindan "hay su ters pomak" diye lanetlendigini ama makarnacinin ve ardindan gelen yuzlercesinin de eline vererek saray baspehlivanligina yukseldigini biliyor muydunuz? esref sefik boyle buyuruyor.
    (cheja, 03.01.2005 03:52)


  17. wikipedia soyle buyurmus:

    "muslim bulgarians (also bulgarian mohammedans) local: pomak, ahrian, poganets, marvak, poturnak) are descendants of christian bulgarians who were forcibly converted to islam by the turks, during the 16th and the 18th century. the word pomak is derived from bulgarian dialectal pomaka (torture) and pomacen (tortured). those who accepted islam voluntarily are called poturnak, meaning "one who turned into a turk".

    yani diyor ki bir kisim bulgar osmanlilar tarafindan 16. ve 18. yuzyillar arasinda iskenceye tabi tutularak zorla musluman edilmisler, pomak adini da buradan almislardir. bunlarin kendileri gule oynaya musluman olanlarina poturnak denilir. bugun pomak'larin rodop daglarinin dogusunda yasayanlari herhangi bir islamiyet sartini yerine getirmedikleri gibi 1990'lardan itibaren de, ozellikle zlatograd, nedelino, krumovgrad, ve kirkovo bolgelerindekiler hristiyan olmuslar. rodop daglarinin batisinda yasayanlar ise aksine pek tutucu, pek mu'min kisilermis. bugun bulgaristan'da birine pomak deek ayip sayildigindan (kelimenin anlami zamanla kotu manalar tasimaya baslamis, bulgarlar da abrupa birligi surecinde olduklarindan sekillerini yapmislar) kendilerine "musluman bulgarlar" denmesi gerekiyor, hatta deniliyormus. yunanistan ise senelerce tum muslumanlara turk muamelesi yaptigimdan pomaklari ayni bir etnik grup olarak tanimamis ama daha yakin bir zamanda pomak kimliginin taninmasi ve ayristirilmasi yolunda calismalara baslamis. kendilerine "muslim slavophone greeks" yani musluman-slavca konusan-yunanlilar demeyi uygun bulmuslar.

    bugun turkiyede 120.000 pomak yasadigi tahmin ediliyormus. guzel ulkemiz, cennet vatanimiz herhangi bir etnik kokeni musluman oldugu surece "etnik" olarak tanimlamadigindan kendileri turk kabul ediliyorlar ama hala "pomak" kimligini koruyanlar varmis.

    bu arada tum bunlari (guzel ulke ve cennet vatan kismi haric) wikipedia'dan serbest ceviri yaptigimi aktarayim da sonra yanlis olmasin. ayemdibi degilim ben ne de olsa, oyle film repligini ezberimdeymiscesine gibi yapip uzerine yatacak kadar da tomtini ya da oyle anlayacak kadar saftirik degilim. (buyuk dedem okuzmus ayri. kendisi olsa baklavalarla beraber database'in de ustune yatardi kesin).
    (cheja, 03.01.2005 06:32 ~ 06:34)


  18. kapıdağ yarımadası'nın uç kısımlarında pomak köyleri vardır. bu köylerde yakın zamanlara kadar bulgarca konuşulurdu. sonra yarımadayı çepeçevre dolaşan bir yol yapıldı ve bu köyler tecrit durumundan nispeten kurtuldular.
    (kasagi, 01.02.2005 18:28 ~ 18:36)


  19. manisa'nın soma ve kırkağaç ilçelerinde de pomak köyleri vardır, hatta birinin ismi de pomakköy'dür. tanıdığım pomak'lar genellikle sarışın, akça pakça, neşeli ve girişken tiplerdir. gençlerinden okuyanları lisan öğrenmeye meyillidir ve bu konuda yeteneklidir, bu durum küçüklüklerinden itibaren iki dil konuşarak (en azından birini konuşup diğerini anlayarak) yaşamış olmalarından kaynaklanabilir.

    türkiye'deki diğer müslüman etnik gruplardan en çok boşnaklarla benzerlik gösterirler, yalnız boşnaklar kadar iri kıyım değildirler.

    bi de şöyle bi şey var, genelleme yapmak feci bişeydir.
    (powerofattorney, 01.02.2005 19:01 ~ 19:02)


  20. 6. nesil yazar, akıllı şahış, teknik adam. içince çok güzelleşen, güzelleştikçe daha bir sohbet adamı olan suser.
    (cemki, 26.02.2005 11:10 ~ 12.05.2005 16:06)


  21. sözlük yazarı, teknik hayvan, smiley insanı, gönül adamı, aşk arama motoru, sabır abidesi, anlayış hedesi, sevgi hödösü... pamuk gibi pomak işte abi... şeker yani...
    (negative, 28.02.2005 17:59)


  22. an itibariyle fitne fucur yeteneğinede sahip olduğunu bizlere kanıtlamış aşmış insan.

    kesinlikle bu ülkeye hatta bu dünyaya bile ait değildir kendisi.
    uzaylılar tarafından bizi bilgilendirsin eğitsin diye üretilmiş ve dünyamıza gönderilmiştir.
    (cemki, 12.05.2005 16:07)


  23. arabasını tek cümleyle emrimize sunmuş karşılığında bir tabak sigara böreği zeytinyağlı sarma ve tatlıya tav olmuş şahane insan.
    (cemki, 30.05.2005 11:38 ~ 14.02.2006 23:53)


  24. sanirim keskin bakislidir. deger vermeyi ve bunu dile getirmeyi bildigi de kesin.
    (layla, 07.06.2005 14:35)


  25. bugüne kadar görülmemiş bir cezalandırılmaya tabi tutulmuş sözlük yazarı. allah nickli eski kayıtlı okur hakkında adı allah olan kayıtlı okur şeklinde başlık açınca, bu başlığa yazılanlar allah başlığına taşındı, pomak'ın da nicki adı pomak olan sözlük yazarı yapıldı.

    hala gülüyorum bu olaya.

    (bkz: adı pomak olan sözlük yazarı)

    düzeltme: efendim bugüne kadar görülmemiş olduğunu nereden uydurdum bilemiyorum. 386 dx uyardı, şöyle bişey varmış:

    (bkz: bir ayar yöntemi olarak ssgnin nick değiştirmesi)

Vodina

Uludağ sözlük: (Aşağıdakicoğrafi yerlerin Osmanlı dönemi adlarını bilenler lütfen eklesinler...)
Güneyinde Karacaabat la birlikte 48 50 köyden oluşan - ki bazıları: arıdea, sıbıska, yanissa( vardar ovası), kostandia, sifiyani, dortea, teriopatya- jena ve baypa dagları eteklerinde bulunan, bugünkü adı edessa olan bölge!
Vodina-Karacaova
Vodina (Edesa, Yunanca: /
İdessa IPA: [?e?�e?sa],
Slav dilleri: Voden ya da Vodin),
Yunanistan'?n Makedonya bölgesinde bir şehirdir.

1923 Türkiye-Yunanistan Nüfus Mübadelesi öncesinde Türkler ve Makedonya Slavları Vodina nüfusunun çoğunluğunu oluşturmaktaydılar.
Mubadeleden sonra Türkler tarafından Vodina olarak bilinen şehrin ismi Yunanca dilinde Edesa olarak kabul edildi. karacaova bölgesi vodinaya bağlıdır yaklaşık 40 köy bulunmaktadır. mubadele öncesi gustulüp (kostandia) ve fuştan gazi evrenos bey ile giden asker ailelerden çoğunlu?unu oluşturmaktayd?

Karacaovadan 1924 mübadelesinde 10.000 müslüman türk istanbul-izmir-bursa-edirne-Bilecik-Çanakkaleye yerleşmiştir.











karacaova


Karacaova- Fuştani köyü


Fuştani



Karacaova Piribiştine köyü



Karacaova Trisina köyü

Trisina



Karacaovada Pomaklar





































Babamın aklı Vodina’da kalmıştı

Pınar TÜRENÇ

Biri annesinin diğeri babasının vasiyetini yerine getirdi

Marmara Adası'na gelen Apostolos ile Edessa'ya giden Ergün'ün öyküleri aynı

Yıl 1984.

Apostolos Domvros, annesi Alexsandra'nın anlattığı yaşam öykülerinin büyülü meka*nına yıllar sonra ulaşabilmek için kiraladığı küçük bir tekne ile İstanbul'dan Marmara Adası'na, Asmalı'ya gitmişti.

Tüm isteği, o zamanki adı Aftoni olan Marmara Adası'ndan 22 yaşındayken kopan annesi Alexsandra'nın doğduğu evle, kaptan dedesinin mezarını bulmaktı.

‘‘Petrokarava'ya dönüş’’ adlı kısa romanıyla, milyonlara öyküsünü anlatan Apostolos, annesinin doğduğu eve ve küflü anahtarına ulaşınca, Aftoni onun için artık Asmalı'ydı. Dedesinin mermer taşına kapanıp ağlamış, sonradan Asmalılı olan Giritliler'le dost masasında yemek yemişti. Yeniden Yunanistan'a dönerken Apostolos şöyle diyordu:

‘‘Bu yolculuk beni mutlu ettiği gibi, üzdü de. Bu yapmalıydım ve yapmakla da iyi ettim. Ama sonsuza dek Marmara'da dedemin evinde oturmak istemiyordum. Marmara atalarımın vatanıydı, benim değil. O anda Attiki'nin konuksever topraklarına ne kadar kök saldığımı hissettim. Kardaşlar, toprağınızda barış içinde yaşayın, biz de kendi toprağımızda yaşayalım. Her iki ülkenin de yeterince arazisi var. Bunu vatanlarından olmuşların çocukları olan bizler söylüyorsak, başkalarının dediklerine bakmayın siz.’’

SELANİK'E DOĞRU

Yıl 2000.

Apostolos'tan 16 yıl sonra, Ergün Tuncer'in de içinde olduğu Türk bayraklı feribot bu kez İstanbul'dan Selanik'e doğru yola çıktı. Denizcilerin Yunanistan'a dostluk gezilerinin ilk durağı olan Selanik'e vardığında, tıpkı Apostolos'un yıllar önce yaşadığı büyük heyecanın aynısını kalbinde güçlükle taşıdı.

Apostolos, 1922'deki göçten sonra ilk kez ‘‘annesinin adasına’’ gelen rum genciydi. Ergün Tuncer'se, 1924'den sonra ilk kez ‘‘baba evi’’ne giden bir Türk kızıydı.

BABA EVİ ARTIK YOKTU

Gözpınarları dolu dolu Selanik'in rıhtımına indi. Baba toprağı Vodina'ya doğru yol almak üzere hemen bir araç buldu. Babasının öykülerinden tanıdığı Vodina'nın yeni adı Edessa'ydı ama, o ata yurdunun hayaliyle, adı ne olursa olsun şeftali bahçelerini ve iki çınarı bulacağından pek emindi.

Eşi Murat Tuncer gibi onun da vizesi yoktu. Gemiden aldıkları pass card'larla Vodina'ya vardıklarında, Türk olduklarını ve babasının evini aradığını söylediklerinde, karşılarına ilk çıkan kişinin hemen yardım etmesi onları şaşırttı.

‘‘Babam her zaman bana çağlayanlardan ve evimizin yakınındaki çınarlı parktan bahsederdi. Oraları nasıl bulabiliriz?’’ dedi önce.

Bir yunanlı kız, genç karı kocayı çağlayanlara ve çınarlı parka götürdüğünde baba evinden eser kalmadığını gördüler. 1924 mübadelesinde henüz 14 yaşındaki Selahattin Şeran, ailesiyle Türkiye'ye göç etmeye mecbur kaldığından beri, çocukluğunun ve ilk delikanlılığının çağlayanlarıyla çınarlarını ölünceye dek sadece düşlerinde yaşatmıştı.

Kırklareli'ne yerleştirilen Şeran ailesinin oğlu Selahattin, yıllar sonra evlenmiş ve 4 çocuğu olmuştu. Ergün Tuncer, artık bu zorlu göçten arta kalan hüzünlü yaşamın bir parçasıydı.

Babası, kızına yıllarca ata topraklarını anlatırken, şeftali bahçelerinin kokularını da ancak öykülerinde yaşatmıştı.

Zaman zaman Vodina'ya gitmek istemişse de, doğum yeri olduğu için belki hak talep edilir kuşkusuyla ona hiçbir zaman Yunan vizesi verilmemişti.

‘‘Vodina'ya babamın vasiyetini yerine getirmek için gittim’’ dedi, Ergün Tuncer. Babasının evini bulamasa da heyecanı büyüktü:

‘‘Eşimin Avrupa'daki işi nedeniyle Selanik üzerinden defalarca geçtik. Her seferinde arabamız takip edilirdi. Bu kez Yunanistan'da ilk defa izlenmedik. Keşke babama da vize verselerdi, o da bu büyük özlemle ölmeseydi. Ne olurdu sanki?’’

Günlerden pazar olduğu için aile kütüğünü araştırabileceği resmi daireler kapalıydı. Çağlayanın sesi ve birkaç Yunanlı'nın sohbetiyle yetinmek zorundaydılar. Bekledikleri tepkiyi görmeyince rahatladılar.

YUNAN HALKI DA DEĞİŞMİŞ

‘‘Rahatlayan sadece biz değiliz. Yunan halkının da değiştiğini gördüm. Eski fanatiklik artık yok. 1924 yılındaki mübadelede babaannem çocuklarını Selanik'ten gemiyle çıkarmış. Ben istenmeyen Türkler'in kaçış öyküleriyle büyüdüm. Ailemizin 2 çiftliği varmış. Bey sülalesindenmişler. Babamın aklı hep oralarda kaldı. Bunca yıl ne evini ne çağlayanları unutabildi. Vodina'daki çınarları yaşatabilmek için Türkiye'deki evimizin bahçesine diktiği çınara gözü gibi baktı. Toprağını bir kez daha görmek istedi, olmadı. Babamın vasiyeti, özlemiydi bu. Yerine getirdim.’’

ÖNEMLİ OLAN DOSTLUK

Ergün Tuncer'in öyküsünü dinlerken, Apostolos'un annesi Alexsandra'nın Aftoni özlemi aklıma geldi.

Heyecanların, aşkların, sevginin sadece özleme ve hüzne çevrilmesine, darmadağın edilen o çok renkli mozaiğe bir daha yandım.

Apostolos ile Ergün'ün, akılları hep ‘‘oralarda’’ kalan annesiyle babasının haklılığını düşündüm bir daha.

Selahattin Şeran'ın tarumar olan dede evini bulamayan Ergün Tuncer yine gözpınarları dolu, gemiye bindiğinde Selanik'e uzaktan bir daha baktı.

79 kilometre ötedeki Vodina'ya bir daha gelmek için kendi kendine söz verdi.

Resmi kayıtlarda eğer kalmışsa, köklerini bulmaya and içti.

Ve o da tıpkı Apostolos gibi konuştu;

‘‘Benim vatanım bana, sizinki size yeter. Önemli olan sevgi ve dostluk değil mi?’’

Apostolos, 22 yaşındayken Marmara Adası'ndan ayrılan annesinin doğduğu evi ve kaptan dedesinin mezarını bulabilmek için Türkiye'ye gelmiş, yaşadıklarını ve hissettiklerini romanlaştırmıştı. - Hürriyet gazetesi