matematikçi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
matematikçi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Ocak 2009 Cumartesi

Cahir Arf - Tübitak Başkanı - Matematik dehası


Cahit Arf Selanik Kayılar kazasından bir matematik dehasıdır. Bu yörenin ahalisi matematikte fevkalade iyidir. İki üç rakamları kafadan çarpabilir ve bölebilir.
Bizim peder böyleydi , oğlumuz halit de böyle. dayımın torunuda böyledir.

Arf, matematik'e çok şeyler katmıştır.

CAHİT ARF KÜTÜPHANESİ

CAHİT ARF HAKKINDA

Adını Matematiğe Vermiş Bir Bilimcimiz:
Cahit Arf

Kariyerlerini matematik, fizik, felsefe gibi toplum gözünde "ağır" ve "ulaşılmaz" olarak nitelenen bilim dallarında yapmış, dahası bu bilim dallarına "adanmış" durumdaki kişiler, genelde toplumca yine "ağır", "ulaşılmaz" ve "yaşamın dışında" olarak nitelendiriliyorlar. Toplum bu kişilere saygının yanı sıra bir tür korku da besliyor. Ancak gerçek bilimsel kişiliğin, bilimsel düşüncenin gerektirdiği parlak bir zihin, analiz ve sentez alışkanlığı, hayal gücü ve yaratıcılıkla beslenerek ortay çıktığı düşünülecek olursa, "gerçek" bilimcilerin de yaşamın kendisiyle ne kadar iç içe, yaşamsal enerjiyle ne kadar dolu oldukları da yadsınamaz. Ülkemizin "gerçek" bir bilimcisi ve en büyük matematikçilerinden Cahit Arf da bu pırıl pırıl bilim insanlarının çarpıcı bir örneği...

Arf Invaryantı", "Arf Halkaları" veya "Arf Teorisi" terimlerinin ifade ettikleri yalnızca matematik veya matematikten soyutlanamayacak bilim dallarının uzmanlarınca anlaşılıyor olabilir. Bilimin evrensel olduğu ve bilimsel bir adımın tek bir insana, tek bir ülkeye mal edilemeyeceği gerçeğini bilmekle beraber dünya literatürüne yaratıcılarının adıyla geçmiş bu terimler bile içeriklerini anlamasak da matematikçimiz, bilimcimiz Cahit Arf'la gurur duymamız için yeterli. Ama bunun ötesi de var...
1910'da Selanik'te doğmuş Cahit Arf. Balkan savaşının başlamasıyla ailesi İstanbul'a göç etmiş. Yaratıcı zekası, ilk çocukluk yıllarında kendini göstermeye başlamış. "Bir mahalle çocuğu kavramı vardı ailemde. Beni sokağa koyuvermezlerdi. Çünkü mahalle çocuğu olabilirdim ve bu da özenilecek bir şey değildi. Bu hava içinde bir çocuk kendi içine kapanıyor, oyununu kendi başına kuruyor. Çocukluğumda mütemadiyen kağıttan oyuncaklar yaparmışım. Bu bir bakıma faydalı olmuş. Oyuncak icad ediyor ve mütemadiyen etrafımı müşahede etmeye çalışıyordum." (13 Eylül 1980'de Karadeniz Teknik Üniversitesinde onu oktorasını aldığı törende yaptığı konuşmadan.)


Ben ilkokulu hep liselerde, liselerin ilk kısmında okudum. O zaman liselerin adı sultani idi." Diye anlatmaya başlıyor Cahit Arf ilk okul yıllarını. "İlk gittiğim sultani, Beşiktaş Sultanisi. Evimiz de Beşiktaş'taydı o sıra. 1918'de ev yandı biz de başka yere gitmeye mecbur olduk. Bulduğumuz yer Süleymaniye'deydi. Oraya yakın okul İstanbul Sultanisi'ydi, ben de oraya gönderildim." Bir süre daha bir şehirden diğerine taşındıktan sonra İzmir'e yerleşmişler. Cahit Arf İzmir Sultanisinde beşinci sınıfa gelmiş. "Beşinci sınıfta matematiğe pek hevesim yoktu. Güçlü tarafım gramerdi. Bu biraz da lojiğe eğilimini gösteriyor. O sıralar bir başka merakım da resim yapmak, Vatan-Millet-Sakarya yazıları okumak.. o zaman İstiklal Harbi'ni yaşayan her genç çocuk böyleydi zannediyorum..


Matematik olarak öğrendiğimiz şey aritmetikti: sayıları toplamak, çıkarmak, çarpmak. Hani öyle antika problemler vardır; lineer denklem sistemlerine karşılık gelir, fakat lineer denklem yazmadan onu muhakemeyle çözersiniz. Mesela adamın biri çarşıya gitmiş, şu kadar şundan bu kadar bundan almış... Bunlar aslında lineer denklem sistemleriyle, cebirle olur. Ama ilkokulda cebir yoktu tabii... Beşinci sınıfta bir öğretmene rastladım. Aslında öğretmen değildi. Liseyi bitirmiş, İstanbul'a gidip dişçi olacak, bunun için paraya ihtiyacı var; parayı biriktirmek için öğretmenlik yapıyor. Bu genç benimle ilgilendi, çünkü gramerim çok iyiydi, lineer sistemlerle icra edilen problemleri de çözebiliyordum. Bana Euclid geometrisinin ilk teoremlerini ispat ettirdi. En sonuncusu da Pisagor teoremiydi. Bunu beceremedim ve kendisine söyledim. Bunun üzerine bana o anlattı. Bu adam sayesinde ben matematikle ilgilenmeye başladım. Bilhassa geometriyle. Liseye geçtiğim zaman ben matematik dersine hiçbir kitaptan çalışmazdım. Dersi dinlerdim fakat not almazdım. Yine imtihanlarda hiç ders çalışmama lüzum yoktu, çünkü arkadaşlar hep gelip soru sorarlardı bana. Lisenin orta kısmını böylece arkadaşlarımın sorularına cevap vererek geçirdim ve ailem kabiliyetimi hocalardan duydu"
1926'da Fransız frankını

birden bire büyük ölçüde düşmesiyle zorlukla da olsa bol miktarda frank satın alan babası böylece Cahit Arf'ı liseyi okumak üzere Fransa'ya gönderme olanağı bulmuş. Cahit Arf, Paris'te kaydolduğu St. Louis Lisesini üç yerine iki yılda bitirmiş ve Türkiye'ye dönmüş. O sıralarda Türk hükümeti yüksek öğrenim görmek üzere sınavla Avrupa'ya öğrenci gönderiyormuş. İzmir Sultanisi de Cahit Arf'i aday göstermiş. Cahit Arf sınavı kazanarak tekrar Fransa'ya gitmiş, iki yıl 'speciale' olarak nitelendirilen yüksekokullara hazırlık sınıflarına devam ettikten sonra, hem École Normale Supérieure, hem École Politéchnique'in sınavlarına girmiş. Birincisi Fransa'daki birçok ünlü bilim adamının yetiştiği bir okulken diğeri sivilleri de alan bir askeri mühendislik okulu. "Baktım Politéchniqué de hoşuma gider gibi oluyor. Hani bir acaip kuyruklu, külahlı şapkalar vardır ya Napoleon zamanında, öyle başlıklar vardı, kılıçları vardı. Sokakta kılıçla dolaşırlardı. Ben de ona heveslendim." İkisinin de sınavını kazanmış Cahit Arf. Ancak Politéchniqué'ten vazgeçerek École Normale Supérieure'e kaydolmuş ve iki yılda da orayı bitirmiş.

"École Normale'e girdikten sonra yeni şeyler arama fikri gelişti bende. Daha öncesine dayanan bir problemim vardı. Cetvel ve pergelle yıldız çizmesini bir türlü beceremiyordum. Bu biraz hokkabazlık isteyen bir iş. Neden istediğim de malum; bizim bayrağımız ayyıldız. Çiziyordum fakat hep takribi olarak. Bunu da Fransa'da öğrendim."
École Normale'i bitirdikten sonra Türkiye'ye dönmüş Cahit Arf.

Bir süre Galatasaray Lisesi'nde hocalık yaptıktan sonra doçent adayı olarak İstanbul Üniversitesi Matematik Bölümü'ne geçmiş. 1937, Cahit Arf'ın doktora yapmak üzere Göttingen'e gittiği yıl. Göttingen Üniversitesi'nin Matematik Bölümü C. F. Gauss'la başlayan sonra B. Riemann ve D. Hilbert ile devam eden uzun ve görkemli bir geleneğin merkezi. Cebirsel Sayılar Teorisi burada doğmuş ve bu teoriden yine Göttingen'deki matematikçiler tarafından Class Field (Sınıf Cismi) Teorisi adı verilen dev teori geliştirilmişti. 193'lu yıllarda Almanya'da değişen politik ortam, 30'lu yılların ortalarında Alman üniversitelerini de baskılamaya başlayınca Alman orijinli olmayan birçok büyük matematikçi ülkeyi terk etmek zorunda bırakılmış; Alman okulunun altın çağı da böylece aniden son bulmuştu.

Ancak içlerinde H. Hasse ve E. Witt'in de dahil olduğu birkaç matematik dehası Göttingen'de kalmaya devam etmişti. Cahit Arf, Hasse ile doktora çalışması yapmak üzere Göttingen'e gittiğinde durum buydu. Arf'ın Göttingen'de yaptığı doktora çalışması onun dünya çapında tanınmasına yol açan bir odak noktası olmanın yanı sıra matematiğe yaklaşımının da iyi bir göstergesi. Prof. Gündüz İkeda bu çalışmanın önemini vurguluyor: "1920 ve 1930 yılları arasında cebirsel sayılar teorisi olağanüstü şekilde gelişti. Büyük sıçramanın ana noktasını teşkil eden çalışmayı yapan kişi Takagi adında bir Japon. Takagi'nin çalışması içindeki boşluklar da Alman matematikçi Artin tarafından tamamlanmıştı. Takagi-Artin'in geliştirdiği Class Field Teorisi denilen bu teori, Abelian (komütatif) adı verilen durumlar için geçerliydi. Abelian olmayan (non-komütatif) durumda bu Class Field teorisine karşılık gelen şey hala yok. 1937'de Cahit Bey, Göttingen'e gittikten sonra Hasse ona hangi konuda çalışmak istediğini sorunca o da bu non-komütatif Class Field üzerine çalışmak istediğini dile getirmiş. Hasse ona bununn çok zor olduğunu, çok acele ettiğini söylemiş. Cahit Bey bunun üzerine tek başına çalışmış ve birbuçuk yıl sonra da doktorasını tamamlamış." Cahit Arf'ın bu çalışmayla elde ettiği sonuçların bir kısmı ise şimdi literatürde "Hasse-Arf teoremi" diye geçiyor!


Cahit Arf doktora tezini 1938'de bitirdikten sonra Hasse ona bir yıl daha kalmasını teklif etmiş. Bu ise yeni bir çalışmanın dönemi olmuş onun için, Kuadratik Formlar. 'Herhangi bir cisim üzerindeki kuadratik formlar' teorisi nispeten yeni geliştirilmiş bir teori olup bu konudaki ilk adımı atan ve kuadratik formların sınıflamasını yapan matematikçi E. Witt idi. Cahit Arf'ın yaptığı çalışma da Witt'inkini tamamlayıcı nitelikte olup çalışmanın sonunda 'karakteristiği 2 olan bir cismin üzerindeki kuadratik formların' önemli bir invaryantını ortaya atmıştı. Bu şekilde dünya literatürüne 'Arf Inveryantı' olarak geçen irvanyant, cebirsel ve diferansiyel topolojide büyük önem taşıyor. Dahası, Cahit Arf'ı da matematik dünyasına tanıtan bir buluş olmuştu bu. Prof. Turgut Önder, Cahit Arf'ın yurt dışındaki matematikçiler arasında ne kadar çok tanındığından, adının konuyla ilgili her türlü yayında geçtiğinden bahsediyor: "Yurtdışındayken, Türkiye'den geldiğini duyar duymaz 'Arf ne yapıyor?' diye soruyorlardı; özellikle topolojiyle uğraşanlar. Cahit Bey bu buluşu cebirde yaptı ama o kadar temel bir buluş ki -zaten bir şeyin büyüklüğü oradan belli oluyor- doğal olarak diğer alanlarda da uygulama buluyor; kavramlara kolayca bağlanabiliyor. Bir gün Cahit Bey'le Princeton'da bulunmuş olan bir topolojistle tanıştım. Hemen anısını anlattı bana. İlk karşılaşmalarında Cahit Bey kendisini 'Arf' olarak tanıtmış. Onlar da hemen heyecanlanarak 'yani siz şu Arf Invaryant Arf mısınız?' diye sormuşlar. Kendisine topolojiyle ilgili soruların gelmek üzere olduğunu anlayan Cahit Bey de 'evet ama Arf Inveryantı hakkında hiçbir şey bilmem' diye cevap vermiş onlara! Artık Arf Inveryantı o hale geldi ki buna 'Arf Inveryantı' demiyorlar yalnızca 'Arf' demekle yetiniyorlar."


1938'in sonunda Türkiye'ye dönüyor Cahit Arf ve İstanbul Üniversitesi'ndeki görevini sürdürüyor. Savaş yılları sırasında Du Val adında bir İngiliz matematikçisi gelmişti İstanbul Üniversitesine.



Cahit Arf'in Karadeniz Teknik Üniversitesi'ndeki konuşmasında anlattığına göre Du Val 1942'de "Bir cebrik eğrinin bir noktası civarındaki singularitelerin özelliklerini belirten teorisinden bahsetmişti." Du Val bulgularını anlatırken dinleyicilerin arasında bulunan Cahit Arf bu geometrik argümanların arkasında etkin cebirsel kavramların varlığını iddia ediyor. Du Val ondan bu iddiasını açık bir biçimde ifade etmesini isteyince Cahit Arf bir hafta eve kapanıyor. "Hafta sonunda birşeyler çıktı ortaya ve bu da dünyaya yayıldı. Bu işte birtakım halkalar vardı. O halkalara 'Arf Halkaları' kapanışlara da 'Arf Kapanışları' deniyor. Yani bu şekilde bir başkasının yüzünden şöhret sahibi oldum. Fakat asıl yapmak istediğim işler beni hiçbir zaman pek tanıtmadı..."
1943'de profesör ünvanını alıyor Cahit Arf. "Bundan sonra kötü bir iş yaptım: Çevreden alkış aradım. Bunun için de çevreden mühendislerle konuşup onların işlerini anlamaya çalıştım. Onların bir problemini çözersem beni alkışlarlar diye düşündüm." Yakın arkadaşı Mustafa İnan'ın doktora tez çalışması sırasında Cahit Arf'a yönelttiği bir soru onun yapı desteklenmeleri için 'optimal profil tasarımı' üzerine eğilmesini sağlıyor. İnan soruna fotoelastisiteye dayandırılmış deneysel yöntemlerle yaklaşırken Arf da onun profilleri için teorik, formüllere dayalı matematiksel modeller geliştiriyor. Bu çalışmasını 1947-1954 arasında İstanbul ve Maryland Üniversitelerinde yazdığı altı makaleyle tamamlıyor Cahit Arf. "Alkış da kazandım. Hatta İnönü Mükafatı bunun için verildi bana. Fakat böyle alkış için iş yapmak iyi bir şey değil. İnsan zannediyorum ki kendi problemini bütün gücü ile yapabildiği kadar götürmeye çalışırsa bilime çok daha büyük bir katkısı olur..." Çok küçük bir azınlığı saymazsak genellikle hüküm süren en 'masum' güdünün alkış aramak olduğu, çoğunluğun daha da geriye gidip 'yayın' ve unvan peşinde koştuğu, üstelik bu güdülerin çekincesiz ve doğallıkla sergilendiği günümüz akademik ortamı göz önüne alınacak olursa, Cahit Arf'ın bu küçük itirafı onun dürüstlüğünü olduğu kadar bilimsel yönünün gücünü de iyice vurguluyor. Dahası, kendisinin alkış arama dürtüsüyle yaptığını söylediği çalışma ona İnönü Armağanı'nı kazandıracak kadar önemli. 1955'te Ordinaryüs Profesör olan Cahit Arf 1962'ye kadar İstanbul Üniversitesi'ndeki görevini sürdürüyor. Bu arada bir yıllığına misafir profesör olarak Maryland Üniversitesi'ne gidiyor; ayrıca Mainz Akademisi muhabir üyeliğine seçiliyor.

İstanbul Üniversitesi'nden ayrıldıktan sonra da bir yıl kadar Robert Koleji'nde öğretim üyeliği yapıyor.
1960'da çekmece Nükleer Araştırma Merkezi'ni kurmak üzere görevlendirilen ve Cahit Arf'ın Göttingen'den yakın arkadaşı fizikçi Prof. Sait Akpınar 1963'te Cahit Arf'ı oraya davet ediyor. "Cahit Bey hayatının en iyi çalışmasını Çekmece'de yaptığını söyler," diyor Prof. Akpınar. Anlattığına göre Cahit Arf ve orada birlikte çalıştığı kişilerkonularına öyle dalmışlar ki bütün gün konuşup geceleri bile birbirlerine telefon ediyorlarmış. "Gidip geldikleri Land Rover'da konuşurken matematiksel kavramları akrabalaştırıyorlar, birinden baba, öbüründen çocuk, bir diğerinden torun vs. diye bahsediyorlardı. Şoför de bunları mütemadiyen dinlermiş. Karıştırmış sonunda kim kimin annesi, ki,m kimin babası! Arada o da katılırmış konuşmalara..."







1964-1966 yılları Cahit Arf'ın Princeton'da Institute for Advanced Study (İleri Araştırmalar Enstitüsü) nde araştırmalarına devam ettiği dönemi kapsıyor. Daha sonra California Üniversitesi'nde misafir öğretim üyeliği yapan Cahit Arf 1967'de Türkiye'ye dönerek Orta Doğu Teknik Üniversitesi Matematik Bölümü'nde çalışmaya başlıyor. Onun ODTÜ'de bulunduğu dönemde öğrencisi olan Prof. Turgut Önder, Cahit Arf'ın sınıflarına girdiği ilk derste bile hayatını etkileyecek şeyler öğrendiğini ifade ediyor. "Cahit Bey'in her zaman anlatmaya çalıştığı şey, her ispatın arkasında bir fikir olduğudur. Tesadüflerle kurulmuş, sınama yanılmayla bulunmuş şeyleri pek sevmezdi. Ondan aldığım en önemli şeylerden biri buydu; bir şeyi önceden keşfetmeye çalışmak. Bu, başarılı matematikçilerin genelde benimsedikleri bir şey; ama ben bu fikri Cahit Bey'den almıştım. Ondan öğrendiğim ikinci şey de o sıralar pek meraklı olduğumuz soyut ispatların hayatla ilişkisini kurmaya çalışmak oldu. Somut üzerine eğilmemizi daha sonra soyutla birleştirmemizi isterdi. Nitekim, doktora için Berkeler'e gittiğinde bunun ne kadar önemli olduğunu anladım... Birisi bir seminer verdiğinde ilk sorusu şu olurdu: 'Bunu neden yapıyorsun?' En önemli şeylerden biri 'belleme' (ezber) karşı oluşuydu."
Cahit Arf'ın ODTÜ Matematik Bölümü'ne gelmesiyle "zaten mevcut olan canlılığın iyice arttığını" söylüyor Prof. Halil İbrahim Karakaş. "O dönemde oluşturulan ortam ve kazanılan ivmenin ODTÜ Matematik Bölümünün gelişmesinde önemli payı olduğu bir gerçektir. Pek çok meslektaşımla o günleri hala özlemle anarız. O dönemde sürekli seminerler yapılır, yolda yürürken yemek saatlerinde otobüsle şehirden üniversiteye veya üniversiteden şehre giderken matematik konuşulurdu. Bu konuşmalar esnasında Cahit Arf'ın matematiğin çeşitli dallarındaki kavramlara ne denli vakıf ve hakim olduğunu gözlüyor, deyim yerinde ise hayran oluyorduk."
Cahit Arf gibi idealist bir bilimcinin bilimsel etkinlikleriyalnızca araştırmayla sınırlı olamazdı elbette. 1963'te kurulan TÜBİTAK'ın kuruluş ve gelişmesinde büyük emeği olan Cahit Arf, yıllarca bu kurumun Bilim Kurulu Başkanlığında da bulundu. 1985-1989 yılları arasında ise Türk Matematik Derneği Başkanlığı yaptı. Kendisi istesin veya istemesin, beklesin veya beklemesin gerçekten de çok alkış aldı. 1974'te TÜBİTAK Bilim Ödülü, 1980'de Karadeniz Teknik Üniversitesi ve İstanbul Teknik Üniversitesi'nden, 1981'de Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nden aldığı onur doktoraları, daha çok kısa bir süre önce Aralık 1993'te Türkiye Bilimler Akademisi Şeref Üyeliği ve 4 Şubat 1994'te Fransa'dan alacak olduğu Commandeur des Palmes Academiques bu alkışların içinde belki de en çok duyulanları. Ama sesi bu kadar duyulmayan başka alkışlar da aldı Cahit Arf. Meslektaşlarından, başka alanların bilimcilerinden, eski ve yeni dostlarından ve öğrencilerinden.


Prof. Hilmi Demiray Cahit Arf'ı ilk kez TÜBİTAK Bilim Ödülü aldığı törende gördüğünü söylüyor. "Cahit Bey'in ödül konuşmasından çok etkilendim. Sonra çeklerimizi almak üzere TÜBİTAK binasına geldiğimizde onu daha yakından tanıma fırsatı buldum. O zaman anladım; insan büyüdükçe ne kadar alçakgönüllü olabiliyor... Bir sözü vardı: 'Bilim adamlığı bir meslek değil bir yaşam biçimidir.' Bunu en iyi uygulayan da yine kendisidir. Bugün 83 yaşına gelmiş olmasına rağmen hala matematikle, bilimle bütünleşmiştir... Bütün hayatını gençleri yetiştirmeye adadı. Gösterişli hayattan sürekli kaçan biriydi. Çoğu insan diplomayı alıp bir yerlere gelmek; profesör, rektör olmak isterken onda bu yoktu..."


Prof. Sait Akpınar ise Cahit Arf'ı ilk kez İstanbul Üniversitesi'nde öğrenim gördüğü sıra tanımış. Matematik dersine Atatürk'ün Almanya'dan Türkiye'ye davet ettiği hocalardan Von Mises giriyor, dersini Fransızca anlatıyormuş. Dersi Türkçe'ye çevirense o zaman doçent olan Ratip Berker. Bir zaman sonra Cahit Arf gelmeye başlamış çeviri için. "O kadar serbestçe tercüme yapıyordu ki bazen hocanın anlatmadıklarını da anlatıyordu. Hoca sonradan devam etmek üzere dersine ara verdiğinde ondan önce Cahit Bey devan ederdi derse." Prof. Akpınar, Cahit Arf'ın fizik hocaları arasında da itibar gördüğünü anlatıyor. Quantum Teorisi o sıralarda yeni çıkmış; Cahit Arf da katıldığı bir seminerde hidrojen molekülünün quantum mekaniğini anlatıyormuş. Ancak konuyu tamamen matematiksel bir dille ele aldığı için hoca ona anlattığı şeyin fiziksel açıdan tam olarak ne anlama geldiğini sormuş. Cahit Arf'ın cevabı ise basit: "Bana ne!" ve sonra eklemiş "Ben size konunun matematiğini anlatıyorum!" Bütün sınıf gülmeye başlamış. Sait Akpınar anlatmaya devam ediyor: "Cahit Bey matematikten başka birşeye önem vermiyormuş gibi gözüküyorduama bir fizik problemi üzerine teorik fizikçilerle konuştuğum zaman onların hepsinden daha iyi bir fizik anlayışı olduğunu görüyordum."


Prof. Gündüz Ikeda belki bütün bilim dallarında olduğu gibi iki tür matematikçi olduğunu ileri sürüyor. "Tek tük problemler üzerinde, yani merak ettiği problemler üzerinde çalışanlar var. Şöyle anlatayım; bazı dağcılar için Himalayalar'a çıkmak pek bir şey ifade etmese de 'kimse tırmanmamış' denildiğinde birden heveslenirler. Bu birinci tip matematikçiler için de geçerli. Çözülmemiş problemler onlar için dayanılmaz bir çekiciliğe sahiptir. Bir de genel bir sistemi ele alarak çalışanlar, 'bu sistemi nasıl karakterize edeceğim, benzer sistemler olduğunda bunları nasıl ayırt edebilirim?' diye düşünenler var. Cahit Bey bu ikinci sınıfa giriyor..." Prof. Ikeda Cahit Arf'la ilgili olarak ODTÜ tarafından hazırlanan broşürde, onun yeni fikirler ve enerjiyle yüklü bir insan olduğunu, her bir problem için kendine özgü bir yaklaşım kullandığını, bu yaklaşımınsa bütünlük içerdiğini yazmış. Cahit Arf'ın çalışmalarının Türkiye'den çok yurtdışında gördüğü ilgiden duyduğu üzüntüyü dile getirmiş.


Bilim adamlığı Cahit Arf için kendisinin de söylediği bir yaşam biçimi. Hem de öyle bir noktaya kadar ki, yaşamı boyunca bilimin sekteye uğradığını düşündüğü her durumda bütün enerjisiyle çözümler aradı, gerektiğinde karşı koymayı bildi; yanlış yönlendirilen üniversitelerden, yanlış saptanmış eğitim politikalarından, gençlerin "anlama" yerine "belleme"ye yöneltilmelerine kadar her durumda. Düşüncelerini olduğu gibi, açıklıkla, çekincesiz, karşısındakilerin rütbe ya da unvanlarına aldırış etmeksizin cesaretle ortaya koyarak... Bunun çarpıcı bir örneği ise ODTÜ'nün 1977'de düştüğü krizde üstlendiği rol. Bu sırada Üniversite Konseyi'nin bir üyesi olarak üniversitenin kaba kuvvete karşı savunulmasında aktif bir rol oynamıştı. Ne de olsa daha ilkokul çağında "Vatan-Millet-Sakarya yazıları" okuyan bir neslin üyesi Cahit Arf. "Biz Adana'dayken hava çok sıcak olunca geceleri dama çıkılırdı. Evimizin önünde gazino gibi bir şey vardı; orada bir gün bir film oynattılar. Biz de damdan seyrediyorduk. Fakat filmler hep yabancı dilde konuşuluyordu. Ben o zaman biraz Fransızca biliyordum fakat konuşulanları anlamıyordum. Yanımızda Fransızca bilen genç bir hanım vardı ve bizim damda toplanan gruba filmi tercüme ediyordu. Annem babam da 'bak işte sen de böyle Fransızca öğrenirsen bunu sen de yapabilirsin" diyerek beni teşvik etmeye uğraşıyorlardı. Onlara 'ben yabancı dil öğrenmeyeceğim' dedim. Nedenini sorunca, 'çünkü öyle çalışacağız ki onlar bizden öğrenecek, keşifleri biz yapacağız' diye cevap verdim. Toplumun güçsüzlüğünden ızdırap duyan dokuz yaşındaki bir çocuğun hisleriydi bunlar." Cahit Arf her ne kadar yabancı dil öğrendiyse de bu söylediğini kendi adına gerçekleştirmiş. Ama vatan-millet-sakarya yazıları bir yana Oliver Twist gibi "bir zamanların ünlü" çocuk klasiklerinden bile habersiz yetişen bir neslin çocukları için kaygı duymaktan da uzak değil. "Yayılmasını istediğim bir şey var: Çocuklarımızın bellemekten kurtarılması, anlamaya çalışmalarını sağlamak. Bazı gençlere böyle bir etki yapmış olduğumu ümit ediyorum. Bizde okullar hala böyle değil. Belletiyorlar. Şimdi önemli olan çabuk ve kolay kazanmak. Bizim memleketimizde insanlar bilgiyi satmak için kullanıyorlar; neşretme amacı da bu. Bilim bu değil. Bilim, algılarımızı tasnif edip kavramlar haline getirip bu kavramları neden-sonuç münasebetiyle organize etmek."


Cahit Arf şu anda gerek TÜBİTAK'ın Marmara Araştırma Merkezi gerekse İstanbul'daki evinde matematik çalışmalarına devam ediyor. (1990 yılı) Akademik unvanlarını kazanıp artık kanepeye uzanmayı hak ettiklerini düşünen bilimcilere inat o şimdi matematiğin biyoloji bilimi, içindeki olası uygulamaları üzerinde düşünmekte. Bu onun yaşam biçimi:
"Matematik endüktif (tümevarımsal) bir bilimdir ve bu endüktif bilim sonsuz kümeler için geçerli. Bu sonsuzlukları endüktif bir şekilde kavrıyoruz ve kavradığımız zaman da o sonsuzluğu hissediyoruz. Sınırsızlığı. Ve bu bize mutluluk veriyor çünkü ölümü unutuyoruz... herkes ölümsüz olduğunu hissettiği alanda çalışmak ister. Ben de matematikte kendimi ölümsüz hissettim.

Zeynep Tozar

Bu yazı için, Türk Matematik Derneği'nin, Cahit Arf'ın 80. yaşgünü nedeniyle 1990'da hazırladığı "The Collected Papers of Cahit Arf" ve 6 Kasım 1981 günü Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nce Onur Doktorası verilmesi nedeniyle hazırlanan "Cahit Arf" adlı kaynaklardan yararlanılmıştır.

Yazının hazırlanmasında bize değerli zamanlarını ayıran Cahit Arf ve Erdal İnönü'ye, bütün içtenlikleri ile her türlü konuda yardımcı olan Mithat İdemen, Sait Akpınar, Gündüz Ikeda, Hilmi Demiray, Turgut Önder, Şafak Alpay, Mehpare Bilhan ve H. İbrahim Karakaş'a,ayrıca bizi yönlendiren Tosun Terzioğlu'ya teşekkürü borç biliyoruz.

"http://www.mam.gov.tr/kutuphane/cahit_arf/index.html

TÜBİTAK - Bilim Kurulu Eski Başkanları

24.7.1963 tarihinde yürürlüğe giren 278 sayılı Kuruluş Kanunu uyarınca TÜBİTAK Bilim Kurulu 11 üye ile Genel Sekreter’den oluşmakta, Bilim Kurulu, 11 üyeden birini 2 yıl için Başkan olarak seçmektedir.
Prof. Dr. Cahit ARF 26.12.1963 - 08.04.1967
Prof. Dr. Mustafa İNAN 08.04.1967 - 04.08.1967
Prof. Dr. Cahit ARF 19.08.1967 - 16.10.1971
Prof. Dr. Kazım ERGİN (V) 16.10.1971 - 26.02.1972
Prof. Dr. Yusuf VARDAR 26.02.1972 - 29.01.1974
29.01.1974 - 28.07.1975 (*)
Prof. Dr. Kazım ERGİN 28.07.1975 - 05.12.1978
Prof. Dr. Halim DOĞRUSÖZ (V) 05.12.1978 - 15.07.1979
Prof. Dr. Ratip BERKER 21.09.1979 - 24.08.1982
Prof. Dr. Kemal KAFALI 02.09.1982 - 04.12.1987



(*) Bu tarihler arasında Bilim Kurulu Başkanlığı’na seçim yapılamamış, her toplantıda belirlenen Oturum Başkanları Bilim Kurulu toplantılarına başkanlık etmişlerdir. Kurum ve Yönetim Kurulu Eski Başkanları 11.11.1987 tarihinde yürürlüğe giren 294 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Bilim Kurulu kaldırılmış ve Yönetim Kurulu oluşturulmuştur. Yönetim Kurulu Başkan ve 8 üye olmak üzere toplam 9 kişiden oluşmaktadır. Kurum Başkanı aynı zamanda Yönetim Kurulu’nun da başkanıdır.
Prof. Dr. Mehmet ERGİN 14.01.1988 - 04.11.1990
Prof. Dr. Kemal GÜRÜZ 05.11.1990 - 09.11.1992
Prof. Dr. Tosun TERZİOĞLU 12.11.1992 - 10.02.1993
Prof. Dr. Tosun TERZİOĞLU 10.02.1993 - 13.09.1993



Kurum ve Bilim Kurulu Eski Başkanları 9.9.1993 tarihinde yürürlüğe giren 498 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Yönetim Kurulu kaldırılmış ve ’Bilim Kurulu’ yeniden oluşturulmuştur. Bilim Kurulu Başkan ve 12 üye olmak üzere toplam 13 kişiden oluşmaktadır. Kurum Başkanı Bilim Kurulu’nun da başkanıdır.
Prof. Dr. Tosun TERZİOĞLU 13.09.1993 - 13.09.1997
Prof. Dr. Dinçer ÜLKÜ 13.09.1997 - 15.05.1999
Doç. Dr. C. Güner OMAY (V) 15.05.1999 - 31.05.1999
Prof. Dr. Namık Kemal PAK 31.05.1999 - 31.05.2003
Prof. Dr. Nüket YETİŞ (V) 11.01.2004 - 20.08.2008
Prof. Dr. Nüket YETİŞ 20.08.2008 - Devam ediyor
ORD. PROF. DR. CAHİT ARF
1910 yılında Selanik’te doğan Cahit Arf, ilkokulu o yıllarda sultani adı verilen
liselerin ilk kısmında okumuş, daha beşinci sınıftayken tanıştığı genç bir öğretmen
onun matematikle ilgilenmesini sağlamıştır.

Lisenin orta kısmına geldiğinde artık okul arkadaşlarının çözemediği matematik sorularını çözen Cahit Arf’ın bu yeteneği ailesi ve hocalarının dikkatini çekmiş ve Paris’teki St. Louis Lisesinde okumak üzere
ailesi tarafından Fransa’ya gönderilmiştir. Üç yıllık lise tahsilini iki yılda bitirip
Türkiye’ye geri dönen Cahit Arf o sıralarda Türk hükümeti tarafından yüksek
öğrenim görmek üzere sınavla Avrupa’ya gönderilecek aday öğrenciler arasına
alınmıştır. Bu sınavı kazanan Cahit Arf Fransa’ya geri dönüp birçok bilim adamının
yetiştiği okul olan École Normale Supérieure’e kaydolmuştur.
Yükseköğreniminden sonra Türkiye’ye geri dönen Arf, bir süre Galatasaray
Lisesinde hocalık yapmış ve sonra doçent adayı olarak İstanbul Üniversitesi
Matematik Kürsüsü’ne geçmiştir. 1937 yılında doktorasını yapmak üzere Göttingen
Üniversitesi Matematik Bölümü’ne giden Cahit Arf’ın bu üniversitede yaptığı doktora
çalışması onun dünya çapında tanınmasına yol açmıştır.
Cahit Arf matematik dehalarının bile çok zor dediği bir konu üzerinde tek başına
çalışmış ve bir buçuk yıl içinde konusu “non-commutative Class Field” olan
doktorasını tamamlamıştır. Bu çalışmadan elde edilen sonuçların bir kısmı literatüre
“Hasse-Arf” teoremi olarak geçmiştir. Doktora tezini 1938 yılında bitiren Cahit Arf bir
yıl daha Göttingen’de çalışmalarını sürdürmüş, bu dönemde de dünya literatürüne
“Arf Invaryantı” adıyla geçen, cebirsel ve diferansiyel topolojide büyük önem taşıyan
bir çalışmaya imza atmıştır.
1938’in sonunda Türkiye’ye üniversitesine geri dönen Arf 1943’te profesör, 1955’te
ordinaryüs profesör olmuştur. 1962 yılına kadar üniversitede çalışmalarını sürdüren
Cahit Arf o yıllarda bir yıllığına misafir profesör olarak Maryland Üniversitesine
gitmiş ve ayrıca Mainz Akademisi muhabir üyeliğine seçilmiştir. 1960 yılında
Çekmece Nükleer Araştırma Merkezi’ni kurmak üzere görevlendirilen Cahit Arf
1962’de üniversitedeki görevinden ayrılmış ve bir yıl kadar Robert Kolej’de ders
vermiştir.
TÜBİTAK’ın kuruluş ve gelişmesinde büyük emekleri olan Cahit Arf 1963-1967 ve
1967-1971 yıllarında TÜBİTAK’ın Bilim Kurulu başkanlığını yapmıştır. Cahit Arf
matematiğe yapmış olduğu köklü katkılarından dolayı 1974’te de TÜBİTAK Bilim
Ödülü’ne layık görülmüştür.
ORD. PROF. DR. CAHİT ARF
1964-1966 yıllarında Princeton’da Institute for Advanced Study’de çalışmalarını
sürdüren; daha sonra California Üniversitesinde misafir öğretim üyeliği yapan Cahit
Arf 1967’de Türkiye’ye dönüp ODTÜ Matematik Bölümünde çalışmaya başlamış ve
1980 yılında bu üniversiteden emekli olmuştur.
1980 yılında İTÜ ve Karadeniz Teknik Üniversitesinin, 1981 yılında ODTÜ’nün onur
doktoralarını alan, 1993 yılında Türkiye Bilimler Akademisi Şeref Üyeliğine seçilen
Cahit Arf 4 Şubat 1994’te de Fransa’da Commandeur des Palmes Académiques
Ödülü’ne layık bulunmuştur.
Ülkemizde matematiğin simgesi haline gelen Ord. Prof. Dr. Cahit Arf 26 Aralık
1997’de vefat etmiştir.
NOT: TÜBİTAK Bilim veTeknik Dergisi Cahit Arf Özel Sayısı için tıklayınız:
http://www.biltek.tubitak.gov.tr/bdergi/ozel/arf/default.html


Cahit ARF
(1910-1997)

Ülkemizde matematiğin simgesi haline gelen Cahit ARF 1910 yılında Selanik’te doğdu. 1932 yılında Galatasaray Lisesi’nde matematik öğretmenliği, 1933 yılında İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi’nde profesör yardımcısı (Doçent adayı ) olmuştur. Doktorasını 1938 yılında Almanya’da Göttingen Üniversitesi’nde tamamladı. Daha sonra İstanbul Üniversitesi’ne dönen ARF, 1943 de profesör, 1955’de Ordinaryus Profesör oldu.1964-1965 yılları arasında Fransa’da bulunan Princiton’daki Yüksek Araştırma Enstitüsü’nde konuk öğretim üyesi olarak görev yaptı.

1938 yılından beri Cahit ARF cebir, sayılar teorisi, elastisite teorisi, analiz, geometri ve mühendislik matematiği gibi çok çeşitli alanlarda yaptığı çalışmalarla matematiğe temel katkılarda bulunmuş, yapısal ve kalıcı sonuçlar elde etmiştir.

Bütün Türk matematikçilerine dolaylı veya dolaysız bir şekilde esin kaynağı olmuş, yaptığı uyarılar ve verdiği fikirlerle çevresindeki tüm matematikçilerin ufuklarını genişletmiş ve çalışmalarını yeni bir bakış açısıyla yönlendirmelerini sağlamıştır.

Cahit ARF’ ın ilk çalışması, 1939 yılında Almanya’nın ünlü bir matematik dergisi olan Crelle Journal Dergisi’nde yayınlanmıştır. Cahit ARF çözülebilen cebirsel denklemlerin bir listesini yapmak amacıyla Göttingen’de ünlü matematikçi Hasse’nin doktora öğrencisi oldu. Hasse’nin önerisiyle özel haller problemini çözdü. Cahit ARF bu çalışmasıyla sayılar teorisinde çok özel bir yeri olan lokal cisimlerde dallanma teorisine çok önemli yapısal bir katkıda bulunmuştur. Burada bulduğu sonuçlardan bir bölümü dünya matematik literatüründe “Hasse-Arf Teoremi”olarak geçmektedir.

Bundan sonra uğraştığı problem, matematikte “kuadratik formlar” olarak bilinen konudadır. Uzayda konisel yüzey denklemleri buna basit bir örnek olarak gösterilebilir. Bu konudaki temel problem, kuadratik formların bir takım invaryantlar, yani değişmezler yardımıyla sınıflandırılmasıdır. Bu sınıflandırma Witt adında ünlü bir Alman matematikçi tarafından karekteristiği ikiden farklı olan cisimler için 1937 de yapılmıştır. Karekteristik iki olunca problem çok daha zorlaşıyor ve Witt’in yöntemi uygulanamıyordu. Cahit ARF bu problemle uğraştı ve karekteristiği iki olan cisimler üzerindeki kuadratik formları çok iyi bir biçimde sınıflandırdı. Bunların invaryantlarını, yani değişmezlerini inşa etti. Bu invaryantlar dünya literatüründe “Arf İnvaryantları” olarak geçmektedir. Bu çalışması 1944 yılında Crelle Dergisi’nde yayınlandı ve Cahit ARF ‘ı dünyaya tanıttı.

1945’lere gelindiğinde düzlem bir eğrinin herhangi bir kolundaki çok kat noktaların çok katlılıklarının yalnız aritmetiğe ait bir yöntem ile nasıl hesaplanacağı iyi bilinmekteydi. Düzlem halde algoritmanın başladığı sayılar eğri kolunun parametreli denklemlerinden bilinen bir kanuna göre elde ediliyordu. Genel durumda ise böyle bir sonuç henüz bulunamamıştı. Bu sıralarda İstanbul’da Patrick Du Val adında bir İngiliz matematikçi bulunuyordu. Du Val genel halde algoritmanın başladığı sayılara “karakter” adını vermiş ve eğrinin tüm geometrik özellikleri bilindiği zaman bu karakterlerin nasıl bulunacağını göstermişti. Bunun tersi de doğruydu. Bu karakter bilinirse, eğrinin çok katlılık dizisi, yani geometrik özellikleri de bulunabiliyordu. Burada açık kalan problem ise bir eğrinin denklemleri verildiğinde karakterlerini bulabilmek idi. Cevap düzlem eğriler için bilinmekte, ama yüksek boyutlu uzaylarda bulunan tekil eğriler için bilinmemekte idi. Ayrıca, yüksek boyutlu bir uzayda tanımlanmış bir tekil eğrinin çok katlılık özelliklerini, yani geometrik özelliklerini bozmadan en düşük kaç boyutlu uzaya sokulabileceği de bu problemle beraber düşünülen bir soru idi. Bu çeşit sorular matematiksel bakış açısının temel problemi olan sınıflandırma probleminin eğrilere uygulanması bakımından son derece önemli ve zor sorulardı. Cahit ARF bu problemi 1945’de tamamı ile çözmüş ve tek boyutlu tekil cebirsel kolların sınıflandırılması problemini kapatmıştır. Bu sonucun zorluğu hakkında fikir elde edebilmek için düzgün varyetelerin sınıflandırılması probleminin bugüne kadar 1,2 ve kısmen 3 boyutlu varyeteler için çözüldüğünü tekilliklerinin sınıflandırılması probleminin ise 1 boyutlu varyeteler, eğriler için Cahit ARF tarafından çözüldüğünü göz önüne almak gerekir. Cahit ARF bu problemi çözerken önemini gözlediği ve problemin çözümünde en önemli rolü oynadığını fark ettiğini bazı halkalara “karekteristik halka” adını vermiş ve daha sonra gelen yabancı araştırmacılar bu halkalara “Arf Halkaları” ve bunların kapanışlarına “Arf Kapanışları” adını vermişlerdir. Cahit ARF’ın bu çalışması 1949 ‘da Proceedings of London Matematical Society dergisinde yayınlanmıştır.

Cahit ARF’ın 1940’lı yıllarda yaptığı bu çalışmaların günümüzde hala kullanılıyor olması, onun kalıcılığını ispatlamıştır.

Cahit ARF’ı ilk tanıyan bir kişi onun sadece matematiğe ilgi duyan bir insan olduğu izlenimini edinebilirdi. Cahit ARF için, matematik her şeyin üzerinde ve ötesindeydi. Ancak, onu TÜBİTAK’ın kurulmasında ve gelişmesinde gösterdiği çabayı ve özeni bilenler Cahit ARF’ın öyle içine kapanık, matematikle uğraşan, dış dünya ile ilgilenmeyen bir kişi olmadığını bilirler. Mühendisliğin günlük hayattan doğan problemlerine her zaman ilgi gösterirdi. Ama, bu probleme mutlaka matematiksel bir model bulmaya çalışırdı. Hele bir de pratikten gelen problemi matematik olarak çözüme kavuşursa pek keyiflenirdi. Mustafa İNAN’la böyle bir işbirliği yapmış ve İNAN’ın köprülerde gözlemleyip, araştırdığı bir sorunun matematiksel kesin çözümünü vermiştir. Bu çalışmaları Cahit ARF’a İnönü Ödülü’nü kazandırmıştır.

Üniversitede rektörlük, dekanlık gibi idari görevler almaktan kaçınmıştır. Araştırmacıların bu gibi görevlerden uzak durmaları gerektiği görüşündeydi. Ama uzun yıllar TÜBİTAK Bilim Kurulu Başkanlığı’nı da özveriyle yürütmüştür.

Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nde bulunduğu yıllarda yeni ve farklı bir üniversite modelinin ve kültürünün ortaya çıkması için çaba göstermiştir. Akademik dünyanın yapay hiyerarşik ayrımlarıyla alay etmiştir. Genç öğretim üyeleri ve öğrencilerle çok güzel, yararlı ve keyifli diyalog içindeydi. Her zaman üniversite içi çekişmelerden ve politikadan özenle uzak durduğu halde, ODTÜ sistemi tehlikeye düştüğünde duyarlı ve sorumlu bir bilim adamı olarak kendini bir mücadelenin içine atmaktan çekinmemiştir. Bu onurlu mücadele de bile matematiğin aksiyomatik yaklaşımını kimseye farkettirmeden kullanmıştır.

Cahit ARF 1948’de İnönü Ödülü, 1974’de TÜBİTAK Bilim Ödülü, 1980’de İTÜ ve KATÜ Onur Doktorası, 1981’de de ODTÜ Onur Doktorası’nı aldı. Genç yaşta Mainz Akademisi Muhabir Üyeliğine seçildi ve Türkiye Bilimler Akademisi Onur Üyesi oldu.

Cahit ARF matematikte kalıcı izler bırakarak 26 Aralık 1997 ‘de aramızdan ayrılmıştır. Türkiye’de ve dünyada her zaman hatırlanacaktır.
TANIYANLARIN AĞZINDAN CAHİT ARF

PROF. DR. ERDAL İNÖNÜ :( EMEKLİ ÖĞRETİM ÜYESİ, ODTÜ FİZİK BÖLÜMÜ )

"... Cahit ARF’ın önemli bir özelliği, her şeyin aslını anlamaya çalışmak olmuştur. Birisi bir konuşma yaparken, anlamadığı yeri hemen sorardı. Hiçbir şeyden çekinmezdi, onun için önemli olan anlamaktı; bilime değer veren bir insan olarak anlamak, araştırıcı zekasını kullanarak olayların nedeni anlamak...”

PROF. DR. ŞAFAK ALPAY: (ODTÜ MATEMATİK BÖLÜMÜ ÖĞRETİM ÜYESİ)

“... Ortadoğu Teknik Üniversitesi Cahit Hoca’sını 1977 de içine düştüğü bunalım sırasındaki kararlı, toparlayıcı ve yönlendirici tutumuyla hatırlayacaktır. İstenmeyen bir rektörün atanmasıyla ortaya çıkan bunalım nedeniyle eğitim durmuş, kaba kuvvet üniversiteden hesap sormak amacıyla üniversiteye yerleştirilmişti. Can güvenliğinin olmadığı ortamda Cahit Hoca kaba kuvvetin tehditlerine aldırmadan üniversiteye sıcak gülüşü, babacan görünümü, tükenmez enerjisi ile öğrenci ve öğretim üyelerine esin kaynağı olmuştur. O günlerde özerk ve demokratik üniversite için yaptığı çalışmalar ve katkılardan ötürü Tüm Öğretim Üyeleri Derneği’nin değerli bilim adamımız Seha Meray adına koyduğu ödül Cahit Hoca’ya verilmişti...”

“... Tahta oymacılığını, vişne likörünü, Sabahattin Ali öykülerini, torunlarını çok seven Cahit Hoca’yı bizde çok sevdik ve saydık. Bölüm koridorlarındaki tütün kokusu ve gök gürültüsü sesi, zarif yazısıyla dolmuş kara tahtalar hiç aklımızdan çıkmayacak ve bize her zaman esin kaynağı olacaktır...”

PROF. DR. M. GÜNDÜZ İKEDA: ( TÜBİTAK Ulusal Elektronik Araştırma Enstitüsü )

“... Tek tür problemler üzerinde, yani merak ettiği problemler üzerinde çalışanlar var. Şöyle anlatayım: Bazı dağcılar için Himalayalar’a çıkmak pek bir şey ifade etmese de “kimse tırmanmamıştır” denildiğinde birden heveslenirler. Bu birinci tip matematikçiler için de geçerli. Çözülmemiş problemler onlar için dayanılmaz bir çekiciliğe sahiptir. Bir de genel bir sistemi ele alarak çalışanlar, ‘Bu sistemi nasıl karekterize edeceğim, benzer sistemler olduğunda bunları nasıl ayırt edebilirim?’ diye düşünenler var. Cahit Bey bu ikinci sınıfa giriyor...”

PROF. DR. HALİL. İBRAHİM KARAKAŞ: (Akdeniz Üniversitesi Matematik Bölümü )

“... Cahit ARF ömrünü daha çocukluk yıllarında ‘tutku’ ile bağlandığı matematiğin, daha genel olarak bilimin gelişmesine adamıştır. Bilim adamlığını yaşam biçimi olarak seçmiş ve öyle yaşamıştır. Nasıl bilim üretileceğinin en güzel örneklerini sergilediği gibi, ülkemizde bilimin filizlenip gelişebileceği ortam ve kurumların yaratılmasında da önderlik yapmıştır. TÜBİTAK’ın kurulmasındaki katkısına ek olarak ODTÜ Matematik Bölümünün oluşumunu yönlendirmiştir...”

“... Hocalığı konusunda tevazu gösterir, ‘ben iyi hoca değilim’ derdi. Ancak, derslerinde ve seminerlerinde ele aldığı konuyu sunarken sanki yeniden keşfediyormuş gibi heyecan ve haz duyduğu belli olur, gözleri çakmak çakmak parlardı. Cahit ARF, çağdaşları arasında matematiğin her dalında bilgi ve söz sahibi olan ender matematikçilerden biriydi. ODTÜ’de bulunduğu yıllarda matematik bölümünün tüm seminerlerine katılır, ilgi ile izler, soruları ve yorumlarıyla önemli katkıda bulunurdu...”

SİNAN SERTÖZ: (Bilkent Üniversitesi Matematik Bölümü Öğretim Üyesi)

“... Geriye dönüp baktığımda ‘Cahit Hoca’dan öğrendiğim en önemli şey neydi?’ diye şunu hatırlıyorum: Gebze Araştırma Merkezine Cahit Hoca, o sıralar 75 yaşında idi, her sabah servisle gelir, odasına çıkar, önüne kağıtlarını alır ve çalışmaya başlardı. Bir öğle yemeği ve kahve molası hariç akşam servisine kadar çalışırdı. Her gün! Beklentilerim aldıklarımın önüne çıkmaya başladığı zaman ‘Cahit Hoca kadar çalıştın mı ?’ diye sorarım kendime...”



SON SÖZ DE YİNE USTA’DAN GELİYOR...

“ Matematik tümevarımsal bir bilimdir ve bu tümevarımsal

bilim sonsuz kümeler için geçerli. Bu sonsuzlukları

tümevarımsal bir şekilde kavrıyoruz ve kavradığımız zaman da

o sonsuzluğu hissediyoruz , sınırsızlığı.

Ve bu bize mutluluk veriyor, çünkü ölümü unutuyoruz...

Herkes ölümsüz olduğunu hissettiği alanda çalışmak ister.

Ben de matematikte kendimi ölümsüz hissettim...”

CAHİT ARF ( İSTANBUL,26,12,1997 )

Kaynak : http://sci-stud.ankara.edu.tr/~mat/arf.htm

Cahit Arf'ın Ardından
Mehmet Cemil Uğurlu
Doç. Dr., Emekli Öğretim Üyesi, A.Ü. Tıp Fakültesi, Deontoloji Ana Bilim Dalı



Ülkemizde matematiğin simgesi haline gelen Ord. Prof. Dr. Cahit Arf'la ilgili bir anımı Bilim ve Teknik okurlarıyla paylaşmak isterim. 1982 yılında, toplumumuzun ünlü bilim adamları, hekimler, sanatçılar ve düşünürlerinin, doğa, tıp, bilim ve sanat kavramlarına ilişkin özgün yorumlarını bir kitapta toplamak üzere çalışmaya girişmiştim. Bu kişiler arasında Cahit Arf da vardı. Arf bu dileğimi çok sıcak bir ilgi ile karşıladı ve kısa bir süre içinde, el yazısı ile yorumunu bana verdi. Bu yazıda, doğum yeri ve tarihini, dileğim üzerine (Selanik 1910) belirtmiş ve imzalamıştı. Sayın Arf'ın sözünü ettiğim özgün yorumunu, kendi el yazısı ile, kurucusu olduğu TÜBİTAK'ın Bilim ve Teknik dergisi okurlarının bilgisine sunuyor ve büyük matematikçinin anısı önünde saygı ile eğiliyorum.


Cahit Arf Köşesi










Arf Proje Üretim ve Yönetim Merkezi'ni kurarken isim bulma konusunda uzun süre düşündükten sonra ülkemize cumhuriyet döneminde bilimsellik, yaratıcılık, üretkenlik ve evrensellik adına kazandırdıklarıyla Cahit Arf'in adını firmamızda yaşatmanın benimsediğimiz değerler açısından en doğrusu olduğuna karar verdik. Esin kaynağımız Doç. Dr. Pervin Olgun'un da ünivesitede hocası olan Cahit Arf'in hem kalplerimize hem de uğrunda verdiği çabalara ithafen oluşumumuzu onun ismi ile yüceltmeyi umudediyoruz.

Arf Proje Üretim ve Yönetim Merkezi


Ord. Prof. Dr. Cahit Arf 1910'da Selanik'te doğdu. Yüksek öğrenimini Paris'te, Ecole Normale Superieure'de bitirdi. Galatasaray Lisesi'nde matematik öğretmeni, İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi'nde doçent adayı olarak çalıştı. Doktorasını 1938'de Göttingen Üniversitesi'nden aldı. 1943'te profesör, 1955'te ordinaryus profesör oldu. Bu arada ABD'de Maryland Üniversitesi'nde misafir profesör olarak çalıştı ve Almanya'da Mainz Akademisi muhabir üyeliğine seçildi. 1964-66 yıllarında ABD'de Princeton'da ileri Araştırmalar Enstitüsü'nde araştırmalar yaptı, Kaliforniya Üniversitesi'nde misafir öğretim üyesi olarak bulundu. 1967 yılında yurda döndü ve ODTÜ Matematik Bölümü'nde çalışmaya başladı. Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurulu başkanlığında bulundu. 1980 yılında ODTÜ'den kendi isteği ile emekli oldu.

İlk araştırması 1939'da yayımlanan Cahit Arf, cebir, sayılar teorisi, elastisite teorisi ve analiz gibi matematiğin değişik dallarında özgün ve kalıcı çalışmalar yürüttü. 1953'te Prof. Kerim Erim'den boşalan İstanbul Üniversitesi Matematik Enstitüsü müdürlüğüne getirildi.1948'de İnönü armağanını, 1974'deTürkiye Bilimsel ve Teknik Araltırma Kurumu Bilim Ödülünü kazanan Ord. Prof. Dr. Cahit Arf, 1980'de İstanbul Teknik Üniversitesi ve Karadeniz Teknik Üniversitesi , 1981'de de Orta Doğu Teknik Üniversitesi Onur doktoralarını aldı. 26 Aralık 1997'de ölümüne kadar çalışmalarına aktif olarak devam etti.







Anılarla Cahit Arf Resimlerle Cahit Arf

Erdal İnönü

Prof. Dr., Emekli Öğretim Üyesi, ODTÜ Fizik Bölümü

Benim kuşağım için Türkiye'de bilim adamı deyince akla gelen iki isim vardı; Cahit Arf ile Ratip Berker.

kendi adıyla anılan katkılarıyla dünya çapında ün kazanmış bir matematikçiydi. Daha sonra, 1961-1971 arasındaki yıllarda, TÜBİTAK'ın kuruluşunda ve ODTÜ'de temel bilimlerin geliştirilmesinde uzun süren, verimli bir işbirliğimiz oldu. TÜBİTAK'ın, hızlı gelişmeye olanak veren reformcu bir yasayla kurulmuş olduğu genellikle kabul edilir. Bu başarıda birçok bilimcimizin payı vardır. Ama, Cahit Arf'ın katkısı bence hepsinden üstündür. Çünkü, başka bir boyutta, saygınlık ve güvenirlik boyutunda etkisini göstermiştir. Gerek bilim çevrelerimizde, gerek Turhan Feyzioğlu, Süleyman Demirel gibi siyaset adamlarımızda, Cahit Bey'in bilgisine ve içtenliğine duyulan büyük güven olmasaydı, yasa tasarısının hazırlanış ve kabulü sırasında önümüze çıkan çeşitli engelleri aşamazdık. Sonuçta TÜBİTAK ya hiç kurulmazdı, ya da çok yetersiz bir yasa ile ortaya çıkardı.

Cahit Bey, Bilim Kurulu'na, ya da araştırma gruplarına üye seçerken adayların eylemli olarak araştırma yapıp yapmadıklarına bakardı. Bir sefer, yasaya göre özel kesimi temsil edecek birisini ararken, olası bir aday olarak önerilen, Ankara'da bir vinç fabrikası kurmuş sanayici Doçent Orhan Işık'ı görmeye gitmiştik. Rahmetli Işık'ı, atölyede, işçi tulumu içinde çalışırken görünce, "tamam" demişti, "İşte aradığımız insan!". Onun deyimiyle, iyi araştırıcılar, gerektiğinde "tenekecilik" yapmasını bilenlerdi.

Kendi araştırmalarına yön veren, yol gösteren hedefin hep olaylarını, süreçlerin ya da ilişkilerin nedenlerini anlamak olduğunu söylerdi ve büyük harflerle "ANLAMAK" diye de vurgulardı. Onun için anlamak, söz konusu eğer matematikse, birtakım uzun ve karışık hesaplarla bulunmuş sonucu temel yapının özelliklerinden doğrudan doğruya sezebilmek, öteki bilimlerde de gözlenen olayı gene bir matematiksel model yardımıyla bir neden-sonuç ilişkisi haline getirebilmek demekti. Bu görüşle sosyal bilimlerde geçerli olacak matematiksel yapılar arayışını hep özendirdi.

Türkiye'de bilimin yeniden doğuşunun öncülerinden biri olarak her kuşaktan öğrencileri kendisine saygı sunmaya devam edecekler.

Ersan Akyıldız

Prof. Dr., ODTÜ Matematik Bölümü

ODTÜ Matematik Bölümü'ne bilim adamı olmak için girmiştim. O günler de de bilim adamı olmak isteyen çok sayıda öğrenci yoktu, yalnız olanlar bilinçli bir şekilde Cahit Arf, Gündüz İkeda ve Feza Gürsey gibi bilim adamlarını kendilerine örnek alırlardı.

Cahit Arf bizler için sadece bir bilim adamı değil, özgürlükçülüğün, yenilikçiliğin, toplumsal olaylara kendine has yaklaşımı ve cesaretiyle kararlı bir demokrat ve iyi bir yurttaş-bilim adamı olmanın sembolüydü. Cahit Hoca'nın tüm uğraşısı matematik değildi. O ülkemizin temel bilim, eğitim, teknoloji alanlarının sorunları kadar toplum yaşamamızı düzenleyen oluşumlar üzerinde düşünür, fikir üretir, söyler ve yazardı. Özgün İnsan dergisinden [1] çaldığım "Özgürlüğün Temeli" adlı yazısı Cahit Hoca'nın bu yanlarını tanımamız için katkıda bulunacaktır sanıyorum.

"Bir toplumda yasaların sağladığı özgürlük yanında kişinin kendi kendisine sağlayabildiği, hatta yasaların birçok doğal özgürlüklerin varlığını kısıtladığı hallerde bile sağlayabileceği, daha önemli bir özgürlük, bütün diğer özgürlüklerin temelini teşkil eder. Önyargılardan kurtulma diye adlandırabileceğimiz bu özgürlük, toplum yasaları ile değil, kişinin çok çetin bir iç uğraşısı ile kazanılır ve hiçbir zaman da tam olarak kazanılmaz. Gerek kişisel, gerekse toplumsal mutluluğumuzun ilk koşulu olarak kendimizi önyargılardan bilinçli bir şekilde arındırmak suretiyle her türlü özgürlüğün temeli olan iç özgürlüğe yaklaşmamız gerekmektedir."

Robert P. Langlands

Princeton, School of Mathematics
Institute for Advanced Study

Aslında Cahit Bey’i pek iyi tanıyamadım, ama 1967/68 yılında ODTÜ’deki odalarımız yanyanaydı ve bakıp onu izleyebiliyordum. Belli ki, ilişkilerimizi anlatıp, o zamanları hatırladı ğımda, onun hakkında nispeten az, ama kendi hakkımda daha çok şey söylemiş olacağım. Türkiye geldiğimde çok genç değildim, ama hâlâ saf ve tecrübesizdim. Yabancı dillerden hiç birini konuşamıyordum, yabancı ülkeleri hiç ziyaret etmemiştim. Ortadoğu hakkındaki bilgimi ise Agatha Christie’nin polis romanlarından edinmiştim. Kısacası, oldukça cahil ve o zamanki ortahalli Türklerin hor görebilecekleri birisiydim, ama bunun farkında değildim.

Türkiye’ye geldiğimde, hakkımda ne düşündüğünü bilmediğim Cahit Bey’i, meslektaşlarımı ve öğrencilerimi dikkatle izliyordum. Ankara’ya vardı ğımda, Cahit Bey de ODTÜ’nün gelecekte Türkiye’deki matematik ve fen bilimleri araştırmalarının merkezi olacağı düşüncesi, coşkusu ve umuduyla oraya taşınmıştı. Gerçi orada kendisi kadar iyi matematikçiler bulmayı beklemiyordu. Kuşkusuz daha evvelki tecrübeleri bu kötümserliğinin nedeniydi, ama ben yine de böyle bir kötümserliğin tasarısının başarıya ulaşmasına engel olabileceğini düşündüm.

Muhtemelen benim gibi Amerika’dan Türkiye’ye gelen genç bir matematikçiden pek birşey beklememişti, ama onun yönettiği haftalık cebir seminerinde, bir matematiksel metni anlayıp anlatabildiğimden onu kandırabildim. Ben de Türkiye’ye gelmemden önce onun neler yapmış olduğunu bilmiyordum. Olsa olsa Arf Değişmezleri’nden haberdardım, ama uygulamalı matematikte de çalıştığını duymamıştım örneğin. Bunun ötesinde yerel sınıf cisim teorisini ilk kez Ankara’da kaldığım sırada öğrenip araştırdığım için, bu alanda yayımladığı makaleleri daha önce hiç görmemiştim; bu makaleleri ilk kez orada gördüm. Ama o benim yerel sınıf cisim teorisiyle ilgilendi ğimi öğrendiğinde o sıralarda araştırdığı ve ancak sonra yayımlayacağı fikirleri bana tahtada anlattı. Kesin olarak hatırlamıyorum ama, yalnız konuşmakla kalmayıp, beni de sabırla dinlemiş olmalı, yoksa birazdan görüleceği gibi, bana bu kadar iyi bir öğüt veremezdi. Ankara’da kaldı ğım süre boyunca GL(2) grubu üzerinde düşünüp taşınıyor, yani Türkiye’ye gelişimden hemen önce keşfetti ğim genel ilkelerin elli yıldan beri bilinen Hecke teorisiyle ilgileri hakkında kafa yoruyordum. Bu ilkeler yerel ve global sınıf cisim teorisinde uygulanabilir. Hangi ayda olduğunu artık hatırlamıyorum ama bu yılda birdenbire önemli bir şey anlamıştım. GL(2)’daki bir otomorfik forma bağlı bir Lfonksiyonunun fonksiyonel denkleminde görünen faktörü bütün “yer”ler üzerinde sonsuz bir çarpımdır. Keşfettiğim ilkelere göre Artin’in ortaya koymuş olduğu Lfonksiyonunun faktörü de benzer bir çarpıma eşit olmalıydı. Galois tarafındaki faktörleri hakkında neler bilindiğini hiç bilmediğimden, Cahit Bey’e bu konuda bir soru sordum. Helmut Hasse Ikinci Dünya Savaşından birkaç yıl sonra İspanya’da çıkan bir dergide bu soru hakkındaki belki de ilk teoremi yayımladığını öğrendim; ama bu makale o zaman çok az bilindiği gibi, bugün de hâlâ pek bilinmiyor. Belli ki çok az kişi bu yayını görmüştü. Bunun ötesinde, bu dergi çok az sayıda kütüphanede bulunabilecek cinstendi, ama Allah’a şükür, Hasse’yle iyi ilişkileri olduğundan, Cahit Bey bu yapıtı tanıyordu ve bir nüsha sahibiydi. Cahit Bey bu metni bana verir vermez, problemimi çözmeye çalışmaya başladım.

Cahit Bey sanırım Almanya’da Hasse’nin yanında çalışmıştır. Hasse’nin Bayan Arf’la Türkçe mektuplaştığını Almanya’da Alman matematikçiler tarafından az bilinir; Türk matematikçiler arasında bile pek bilinmez. Muhtemelen Cahit Bey Hasse’nin öğrenme hevesini anlayamıyor, bu çabasını yararsız gör üyordu. Kendisinin Hasse’ye Türkçe yazmış olduğunu hiç sanmıyorum. İki üç yabancı dil ustalıkla konuşurdu ama onun için dillerin sadece uygulaması önemliydi galiba. Mesela, sanki onun için böyle şeyler değersizmiş gibi başka dillerde çiçeklerin adlarını hiç öğrenmediğini söylerdi. Edebiyatı sevip sevmediğini bilmiyorum. Bir kere universitede öğle yemeği yerken Aziz Nesin’in okuduğum bir hikâyesini anlattım; bunda İstanbul’da kullanabileceği bir piyano arayan bir piyanistin çektiği acılar tasvir ediliyordu. Hikâyenin sonunda konser dinleyicilerine piyanist derdini döküp, “Türkiye’ye hayvanları koruma derneği değil, piyanistleri koruma derneği lâzım” diye çağrı yapar. Nesin’in vatandaşlarıyla alay ettiği bellidir. Cahit Bey bu hikayeyi beğenmedi. Bana Nasreddin Hoca hikâyelerinin daha iyi ve daha öğretici olduğunu söyledi. Araştırmamda Hasse’nin makalesini okuyarak çok çabuk ilerlemiştim. İlkbaharda, biraz sonra anlatacağım gibi Cahit Bey’le İzmir’e gittiğimiz zaman neredeyse problemi bitirmiştim ama daha bunun farkında değildim. Gündüz İkeda sayesinde Cahit Bey’le daha iyi tanışma fırsatım oldu. Gündüz Bey kışın İzmir’den Ankara’ya gelip cebir seminerinde bir konferans verdi. Belki o zamana kadar Türk matematikçilerini benim matematik hakkında anlaşılır bir iki şey söylebilece ğim inandırabildiğimden, Gündüz Bey Cahit Bey’le beni de konferans vermek için İzmir’e davet etti. İzmir’e uçakla birlikte gittik.

Daha önceden Cahit Bey’i diğer OrtaDoğu’lu meslektaşımlarla beraber öğle yemeği yerken ancak biraz tanıyabilmiştim. Türkçe her iki sözünden birinin “şey” olduğunu, gözlüğünü daima alnına ittiğini biliyordum. Matematik hakkında onunla çok kere konuştuğum halde, o yolculuğa değin onun kişiliğini yakından gözleme fırsatım olmamıştı. Ailesi hakkında da bilgim yoktu. O yolculuk sırasında, fertlerinin yarı Yunanlı yarı Türk olduğu ailesinden bazılarının Yunanlı sayılarak Cumhuriyetin kuruluşundan sonra Yunanistan’a göç ettirildiğini öğrendim. Maalesef Türkiye’nin kurulduğu dönemi az tanıdığımdan ailesi hakkında daha çok şey öğrenebileceğim bu fırsatı kaçırdım. Anneannesinin veya babaannesinin, anımsamıyorum şimdi, yer masada parmaklarıyla yemek yediğini öğrendim, ama kuşağı için bu herhalde olağanüst ü bir şey değildi. Para vermek istenmeyen dilenciye “Allah versin” dendiğini de İzmir’in bir umumi bahçesinde ondan öğrendim. İzmir’de ilk ve son defa Türkçe konferans verecektim. İzmir’e gitmeden önce, şimdi ODTÜ’de profesör, ama o zaman öğrenci olan Şafak Alpay’ın yardımıyla evvelce bulduğum ama henüz yayımlamadığım ilkeleri sade ama genel biçimde anlatan konferansı hazırladım. Türkiye’de kaldığım zaman süresince sadece bu ilkeleri geliştirmeye çalışmıştım!

Şimdi tam hatırlamıyorum ama İzmir’de iki gün kaldığımızı sanıyorum. O zaman hâlâ yıkık olan eski Yunan mahallesi yakınındaki küçük bir otele yerleşmiştik. İlk gün Cahit Bey’le üniversitedeki müdürlüğe uğradık. Belki de rektörlüktü. Müdürün ya da rektörün önemli bir milli kuruluşun başkanı olan Arf’la kuşkusuz konuşacakları çok mesele vardı. Onlar konuşurken, ben de pencereden çeşmeli bahçenin güzelliğini hayranlıkla seyrediyordum. Bir ara, elleri kağıtlarla dolu bir hizmetli odaya daldı. Bu kadar çok belge ancak Cahit Bey’in başkanlığıyla ilgilidir diye aldırmadan bahçeye bakmaya devam ettim. Ama hizmetli bana yaklaşınca hayrete düştüm. Anlaşılan verilen birkaç lirayı almak için bütün belgelerı imzalamalıydım.

İlk gün öğleden sonra serbesttim. Tek başıma şehri ziyaret edebilirdim. Eğitmenlik ve, en önemlisi, araştırmayla meşgul olduğumdan, İzmir’deki ziyarete kadar ailemle hep Ankara’da kalmış ve Türkiye’de gezememiştim. İzmir’de de az gezdim. Kaleye çıktım. Orada Karadeniz kıyısından bir gemiciye rastladım; onunla sigara içip gemideki yaşamından bahsettik. Sonra otele dönüp araştırmamı sürdürdüm. Otel odamda yerel faktörler üzerinde düşündüm. Birden her şeyi anladım. O odada kanıtlamak istediğim teoremin dört temel meselesinin olduğu ve her problemin bunların bir sonucu olduğu aklıma şimşek gibi düştü. Teoremi kanıtlayarak faktörün pek çok yeni niteliklerini keşfettim. Bu çok güçlükle bulunan niteliklerinden yararlanarak Deligne basit bir kanıt buldu, ama bence çok hesap içeren ve daha uzun olan kanıt gene de daha derin. En mükemmel kanıt hâlâ aranıyor. Cahit Bey’in sayesinde bu problemi Ankara’da kaldığım sürede çözüp yerel faktörün varlığını kanıtlayabildim. Belki o yıl başka bir yerde olsaydım ya da Cahit Arf İstanbul’da kalmış olup da Ankara’ya gelmeseydi, bu teorem belki de hiç kanıtlanamayacakti; en azından ben kanıtlayamayacaktım.

Ertesi sabah konferansta benden önce Cahit Bey konuştu. Açık ve akıcı konuştu. İçeriği öylesine zengin bir konuşmaydı ki zamanında bitmesi olanaksızdı. Konferansı büyük zevkle dinledim. Hemen sonra da ben konuştum. Ben de konferansımı bitiremedim. Bununla beraber ummadığım kadar başarılı oldu. Özellikle Gündüz Bey’in öğrencileri çok heyecanlıydıdar. İngilizce bilmiyorlardı. Türkçe konuşabildiğime inandıklarından konferanstan sonra çevremi sarıp pek çok soru sordular, ama ben sorularını hiç anlamıyordum. Tamamen şaşkınlaşmıştım, hiç cevap veremiyordum. Başarım başarısızlığa dönüştü.

Konferanslardan sonra vapura binip oradaki meslektaşlarla iskeledeki bir lokantaya gittik. Konuşma zorluğuma karşın çok eğlendim. Bana çok sıcak ve dostça davranan Nurettin Cengiz adlı, Orta Asya’dan yeni gelmiş efsanevi ortaçağ Türklerine benzer iri yapılı bir öğretmenle Türkçe sohbet edip sigara içiyorduk. Ben durumumdan çok memnundum ama “Onu yorma” diye, Arf Cengiz’I azarladı. Anlaşılan konferansım onda iyi bir etki bırakmıştı. Belli ki Cahit Bey benimle hiç Türkçe konuşmayacaktı ama akşam otele dönerken İzmir’de küçük bir sokakta, “dâhisin” diyerek bana iltifat etti. Dâhi olmamama rağmen veya belki dâhi olmadığımdan bugüne kadar bu övgüyü unutmadım. Yaşamımda bana dâhi diyen tek insan Cahit Bey oldu. Başka nedenleri saymasak bile hâlâ bunun için Cahit Bey benim anılarımda özel bir yerde duruyor.



















Kendi Anlatımıyla Cahit Arf

Profesör Cahit Arf'ın 13 Eylül 1980 günü Trabzon'da KTÜ'den onur doktorası aldığı törende yaptğı konuşma, matematiğe ilgi duymasını hazırlayan nedenleri, üstün bir bilim adamı oluncaya değin geçirdiği aşamaları anlattğı son derece ilginç ve önemli bir belgedir. Cahit Arf'ın konuşmasının bir bölümü şöyle:

"Çocukluğumdan başlayacağım. 1910'da Selanik'te doğmuşum. Ailem sınıf değiştirmekte olan bir aile idi. Yoksul bir ailenin küçük burjuva sınıfına geçeceği esnada doğmuşum. Dolayısıyla bu tip ailelerde olan kompleksler benim ailemde de vardı. Mesela bir mahalle çocuğu kavramı vardı ailemde. Beni sokağa koyvermezlerdi. Çünkü mahalle çocuğu olabilirdim ve bu da özenilecek birşey değildi.Çünkü burjuvazi böyle istiyor. Bu hava içinde de bir çocuk kendi içine kapanıyor. Oyununu kendi başına kuruyor. Çocukluğumda mütemadiyen kağıttan oyuncaklar yaparmışım.Bu bir bakıma faydalı olmuş. Oyuncak icat ediyor ve mütemadiyen etrafımı müşahade etmeye çalışıyordum. Galiba dört yaşımda iken okula gönderildim. Okulda oyunlara katılmayan, kendi içine kapanık bir çocuktum. 1919'da Atatürk Anadolu'ya geçti. O zaman babam Ankara'ya gitti. Bir müddet sonra biz de peşinden gittik. Bu arada benim temayüz ettiğim şey okulda bilhassa gramer. Zaten henüz matematikle fazla bir alakam yok. İlk önce tekrar İstanbul'a sonra da İzmir'e taşındık. İzmir'de beşinci sınıfa geldim. İzmir Sultanisi'nde Nazmi İlter adında bir matematik hocası vardı. Bir de müdürün kardeşi vardı. Matematiğe olan ilgim o adamla başladı. O adam bana Öklid geometrisinin Pisagor teoremine kadar olan bütün teoremlerini ispat ettirdi. Şu şekilde çalıştırıyordu; teoremin hipotezlerini söylüyor, mesela şu açı şu açıya eşittir, sen bunu gösterirsin diye soruyordu. Bu şekilde Pisagor teoremine kadar geldim. Pisagor teoreminde ise hoca herşeyi söylemedi. Dedi ki: bir dik üçgenin iki dik kenarlarının karelerinin toplamından yararlanarak hipotenüsü tayin ediniz. Mütemadiyen şekiller yaptım ve ölçtüm. Bir türlü neticeye ulaşamadım. En sonunda kendisine söylemeye mecbur oldum, ben bunu göremiyorum diye. Bu sefer o anlattı ispatı..."

"... Babam fakir olduğu için beni ucuza maletmek istiyordu.1926'da Fransız Frankında müthiş bir düşme olmuş. Dostların tavsiyesiyle ve yardımıyla bol miktarda frank satın almış. Bu franklarla benim Fransa'da okumam İstanbul veya İzmir'deki sultanide okumamdan daha ucuza geliyordu. Bunun üzerine beni Fransa'ya gönderdiler. Orada St. Louis Lisesi'ne yazıldım. Liseyi üç senede okuyacak yerde iki senede bitirdim. Fakat o zaman babamın frankları tükendi. Türkiye'ye döndüm. Maarif Vekaleti'nin açtığı Avrupa imtihanlarına İzmir Sultanisi beni namzet gösterdi. İmtihanı kazandım ve bu şekilde babamın derdi de bitti. Ecole Normale'e girdim ve iki sene kaldım. Bitirdikten sonra Maarif Vekaleti 'Cahit, doktoranı yap öyle gel' dedi. 'Olmaz ' dedim. 'Ben gelip Kastamonu Lisesi'nde öğretmenlik yapacağım.' Döndüm fakat Kastamonu Lisesi yerine Galatasaray Lisesi'ne gönderdiler. Oradan ayrılan bir Fransız yerine ben stajyer öğretmen olarak onun yaptığı işi yapacaktım. Yerini aldığım Fransızın maaşı 600, benim maaşım da 60 lira idi. Bir sene bende etkili olan idealizm ile hocalık yaptım bu şekilde. Öğretmenler arasında eskiden nazırlık yapmış olan kodamanlar da vardı. Bunlar bana acıyorlardı ve 'zavallı 60 liraya çalışıyor' diyorlardı. Bunların tesiriyle de olacak o idealizmimi kaybettim. O sırada da üniversite reformu yapılıyordu. Bana seni doçent namzeti olarak tayin edelim dediler. Bu sıfatla beni, Ratip ve bir de Ferruh Şemin'i üniversiteye aldılar. O sıralarda bende muvaffak olacağım hissi uyandı. Muvaffak olmak ta şu idi: alim olmak, matematikte bişeyler yapmak." (2)

"...1932'de matematik eğitimimin okul devresini bitirerek yurda döndüğümde, o zaman Milli Eğitim Bakanlığı'nda yetkili bir görevde bulunan yaşlı bir dostumla ne yapacağımı görüşürken, kendisine gençliğin safdil idealizmi ile, bir Anadolu kasabasında matematik hocalığı dışında da ilgilenmek istediğimi, onlara mesela Karl Marx ve F. Nietsche'yi okuyacağımı, elimden geldiği ölçüde münakaşa edeceğimi söyledim. O zaman heyecanlı bir tarih öğretmeni olan yaşlı dostum hayretle, matematik, Karl Marx ve F. Nietsche arasındaki münasebetsizliğe işaret etti. Buna cevabım sadece şu oldu: 'Maksadım öğrencilerime şu veya bu görüşü telkin değil, özgür (o zamanki sözcükle hür) insanlar yetiştirmek.' "

"...Göttingen'de hocam Hasse idi. Ona projemden bahsettim. 'Çok acele ediyorsun.' dedi. 'Sen önce şu özel hallere bak' dedi. Bu özel hallerden benim doktora tezim çıktı. Tezimde elde ettiğim neticeler benim hedefim bakımından yeterli değildi. Bir takım boşluklar vardı bir yerde ve o boşluklar bir yerde benim hedefime uyuyordu. Burada elde ettiğim neticelerden bir kısmı şimdi kitaplarda Hasse-Arf Teoremi diye geçiyor. Tezim 1938'de bitmişti. Hasse 'Bir sene daha kal, belki başka şeyler daha yaparsın' dedi. İzin alarak bir sene daha kaldım. Hasse bana 'bu problemi bırak, bu senin kafanı şişirdi, Witt'in buna benzer bir çalışması var, onunla uğraş' dedi. Witt'in yaptığı işte karakretistiği iki olan cisimler yok. Bu cisimler üzerindeki kuvadratik formlar bilinmiyor. Onun üzerine peki dedim ve bu kuvadratik formları bir hayli iyi bir şekilde sınıflandırdım. Bunların invariantlarını inşa etim. İşte Arf İnvariantı denilen bu şeyler bu ikinci çalışmamda elde edildi ve beni dünyaya tanıttı bir bakıma. O senenin sonunda Türkiye'ye döndüm. (2)

"... İstanbul'a geldiğimde bir yerde yeni yapılacak bir binanın şerefine neşredilecek bir kitap için makale istediler. Acele determinantlar hakkında birşeyler yazdım. Önemli birşey değildi. Harp senelerinde İstanbul'a Duval diye bir adam geldi. İngiltere'den. Bir cebrik eğrinin bir noktası civarındaki singülaritelerinin hususiyetlerini belirten bir teori vardı. Duval ondan bahsetti. Yalnız bu düzlemde geçerli idi. 'Ah', dedim, 'bu iş olur', 'Üç boyutlu uzayda da n-boyutlu uzayda da, ve analize ihtiyaç yok.' Duval'e konuyu bir seminerde anlattım. Sırf cebrik kavramlarla bu işin içinden çıkılır diye iddia ettim. 'Eh yap bakalım öyleyse' dedi. Bir hafta üniversiteye gitmedim. Eve kapandım. Hafta sonunda birşeyler çıktı ortaya ve bu da dünyaya yayıldı. Bu işte bir takım halkalar vardı. O halkalara Arf Halkaları, kapanışlarına da Arf Kapanışı deniyor. Yani bu şekilde başkasının yüzünden şöhret sahibi oldum . Fakat asıl yapmak istediğim işler beni hiçbir zaman pek fazla tanıtmadı."

Bundan sonra kötü bir iş yaptım: çevreden alkış aradım. Bunun için de çevreden mühendislerle konuşup onların işlerini anlamaya çalıştım. Onların bir problemini çözersem beni alkışlarlar diye düşündüm. Rahmetli Mustafa İnan doktorasını yaparken kendisine şu problem verilmiş: O sırada Belçika'da bir beton köprü yıkılmış. Nedeni bilinmiyor, sebepleri araştırılacaktı. Mustafa'ya bunu vermişler. O, köprünün bir maddeden modelini yapmış, yüklemeleri koymuş üzerine ve çatlamaların başladığı yerleri tespit etmiş. Bu madde üzerinde gerilimlerin arttığı, yoğunlaştığı yerleri görmek kabil. Sonra jiletle yontmuş muhtelif yerleri ve sonunda gerilme birikimleri artık görüleye başlamış. Yani gerilme sınır boyunca eşit bir şekilde dağılmış. Mustafa'nın fikrine göre iyi köprü o profilde olandır. Bir özel hal olarak da köprü yerine bir düzlem almış, bir de bacak yapmış buna. O bacağın yapıştığı yeri yuvarlatmış ve yine o bulduğu şekilde hiç birikim almayacak biçimde yontmuş. O bulduğu profili musluktan suyun akışına benzetmiş. Bana anlattı bunları ve 'ona benzetiyorum, hakikaten idantik mi' diye sordu. Onun üzerine ben bütün problemi ele aldım. Bu problemle ilgili hepsi birbirini tamamlayacak şekilde beş altı tane yazı yazdım. Alkış da kazandım. Hatta İnönü mükafatı bunun için verildi bana. Fakat böyle alkış için iş yapmak iyi birşey değil. İnsan zannediyorum ki kendi problemini bütün gücü ile yapabildiği kadar götürmeye çalışırsa bilime çok daha iyi bir katkısı olur. (2)

"...Profesör Cahit Arf'ın elastisitede serbest sınır problemleriyle ilgili çalışmaları bilgim içinde bu konudaki literatürde ilk ve tek örneği oluşturmakta ve geniş bir problem sınıfı için tüketici bir çözüm ortaya koymaktadır. Açtığı yeni ufuklar nedeniyle gerek matematikçilerin gerekse mühendislerin üzerine üşüşmesi beklenirken yurt dışında bu çalışmaların maalesef layık olduğu ilgiyi görmediği gözlenmektedir. Sanırım bunun nedeni yayınların hemen tümünün, yabancı dilde olmakla beraber, ulusal dergilerde yer alması, dolayısıyla geniş bir araştırmacı kütlesinin dikkatini çekmemesidir. Halbuki konu şimdi oldukça günceldir. Belki de yakın gelecekte başka bir araştırıcının Profesör Cahit Arf'ın bulgularını bağımsız olarak yeniden keşfettiğine tanık olacağız. "(3)

"...1963-64'te Çekmece'de iki delikanlı vardı. Birisi Kaya, birisi Ercüment. Genç ve hevesli gençlerdi. Sait Akpınar o zaman Çekmece'nin müdürü idi. Bunları benimle tanıştırdı. Çocukların hevesleri, benim de pek hoşuma gitti. Yardım etmek maksadıyla iki üç ay kadar Çekmece'ye gittim, onlarla birlikte. Onlar İstatistik Fizik ile, Plazma ile uğraşıyorlardı. Burada enteresan olan şey o çocuklarla çalışma tarzım idi. Bir odamız vardı. Üçümüz oturuyorduk. Tahta vardı.

Tahtada da daima birşeyler yazılıydı. Birgün birimiz gelir, sabahtan akşama kadar konuşurdu. Birbirimize anlattığımız şeyler tahtada kalıyordu. Akşam herbirimiz evimizde ayrı ayrı düşünüyorduk. Hatta telefonla bile o tartışmalar devam ediyordu.Ertesi günü tekrar o düşündüklerimiz üzerinde devam ediyordu o tartışmalar. En sonunda formalizm oluştu. Yani çalışma tarzı hep böyle. Gündüz gevezelik etmek, akşam düşünmek; böyle mütemadiyen devam ediyor. Hatta bu konuşmalar giderken gelirken minibüste de devam ediyordu. Tartışmaları yaparken de kendimize mahsus bir dil kullanıyorduk. Mesela bir kümenin içindeki parça kümelere, kümenin partisyonuna bir operatör diyelim. Zaten asıl temel kavram olarak da oydu sanıyorum. Partisyon operatörü, iki partisyon operatörü vardı o zaman. Birisinin belirttiği parçalar, parçacıklar, öbürünün parçalarını ihtiva ediyorsa, öbürünün parçalarının birleşimi şeklinde ise o zaman o birinci partisyon operatörüne öbürünün babası diyorduk ve minibüste bu dille konuşuyorduk. Ağa-babalar, çocuklar, torunlar, ... karman çorman. Birlikte şoför de vardı dinliyordu bizi. 'Hepsi deli bunların' derdi. (2)

"...En nihayet 1963 sıralarında kendi işime dönebildim. O zaman da benim kendi hesabıma en iyi yaptığım şey zannettiğim çalışmayı yaptım. Fakat o hala tutmadı. Kimse metelik vermiyor ama bana göre en iyisi o. O sembolizmi hala benimsetemedim zannediyorum. Ama belki öldükten sonra benimserler. Ben devam edeceğim. Daha iş bitmedi..." (2)


KAYNAKLAR
(1) Masatoshi G. İkeda, "Cahit Arf's Contribution to Algebraic Number Theory and Related Fields" Ord. Prof. Dr. Cahit Arf'a 6 Kasım 1981 günü ODTÜ'de Onur Doktorası verilmesi nedeniyle hazırlanan kitapçık.
(2) Aynı eserdeki "Cahit Arf" adlı yazıdan.
(3) Şuhubi, Erdoğan, "Ord. Prof. Dr. Cahit Arf'ın Elastisite Teorisine Katkısı", aynı eser.
(4) Arf Cahit, "Özgürlüğün Temeli", Özgür İnsan, Haziran 1976.




Cahit Arf ile ilgili Linkler



ULAKBİM Ana Sayfa

Ulusal Akademik Ağ

Cahit Arf Bilgi Merkezi

Konu/Atıf Tarama

Belge Sağlama

Katalog

Veri Tabanları

Ulusal Veri Tabanları

Yayın/Atıf Göstergeleri

Yayın Teşvik

TÜBİTAK EKUAL

ULAKBİM Hakkında

Sıkça Sorulan Sorular

İş/Staj Olanakları

İletişim

Site Haritası

Arama


Hızlı Erişim

ULAKBİM Üye - Giriş
Kullanıcı:
Şifre:
[ ? ]
Yeni Üye | Şifremi Unuttum!

Veri Tabanları
ULAKBİM tarafından abone olunan uluslararası e-veri tabanlarına erişim IP kontrollü olarak TÜBİTAK ve enstitüleri ile sınırlıdır. Kullanıcıların , uluslararası veri tabanlarını taramak için ULAKBİM Cahit Arf Bilgi Merkezi okuyucu salonunda bulunan terminallerden bağlanmaları gerekmektedir. Türkçe veri tabanlarında erişim sınırlaması yoktur. Veri tabanlarının erişim koşulları ilgili ikonlarla veri tabanı adı yanında verilmektedir.
[ ELEKTRONİK VERİ TABANLARI ARAMA MOTORU ]
Sahip olduğumuz elektronik kaynakları (Veri tabanları, elektronik dergiler, katalog vb.) tek bir arayüzden daha etkin ve kolay kullanım imkanı veren bir federe arama motoru sistemidir.

Uluslararası Veri Tabanları



Cahit Arf
From Wikipedia, the free encyclopedia
Jump to: navigation, search
Cahit Arf
Born October 11, 1910(1910-10-11)
Selanik (Thessaloniki)
Died December 26, 1997 (aged 87)
Bebek, Istanbul
Nationality Turkish
Fields Mathematics
Institutions Middle East Technical University
Scientific and Technological Research Council (TÜBİTAK)
Known for Arf invariant

Cahit Arf (October 11, 1910 - December 26, 1997) was a Turkish mathematician. He is known for the Arf invariant of a quadratic form in characteristic 2 (applied in knot theory and surgery theory) in topology, the Hasse-Arf theorem in ramification theory, and Arf rings. He facilitated the now-celebrated visit of Robert Langlands to Turkey (now famous for the Langlands program, among many other things); during which Langlands worked out some arduous calculations on the epsilon factors of Artin L-functions.
Contents
[hide]

* 1 Biography
* 2 Influence
* 3 Cahit Arf Lectures
* 4 External links

[edit] Biography

Cahit Arf was born on October 11, 1910 in Selanik (Thessaloniki), which was then a part of the Ottoman Empire. His family migrated to Istanbul with the outbreak of the Balkan War in 1912. The family finally settled in İzmir where Cahit Arf received his primary education. Upon receiving a scholarship from the Turkish Ministry of Education he continued his education in Paris and graduated from Ecole Normale Superieure.

Returning to Turkey, he taught mathematics at Galatasaray Lisesi. In 1933 he joined the Mathematics Department of Istanbul University. In 1937 he went to Göttingen, where he received his PhD from the University of Göttingen and he worked with Helmut Hasse. He returned to Istanbul University and worked there until his involvement with the foundation work of Scientific and Technological Research Council (TÜBİTAK) upon President Cemal Gursel's appointment in 1962. After serving as the founding director of the council in 1963, he joined the Mathematics Department of Robert College in Istanbul. Professor Arf spent the period of 1964 - 1966 working at the Institute for Advanced Study in Princeton, New Jersey. He later visited University of California, Berkeley for one year.

Upon his final return to Turkey, he joined the Mathematics Department of the Middle East Technical University and continued his studies there until his retirement in 1980. Professor Arf received numerous awards for his contributions to mathematics, among them are: Inonu Award in 1948, Scientific and Technological Research Council of Turkey (TÜBİTAK) Science Award in 1974, and Commandeur des Palmes Academiques (France) in 1994. Professor Arf was a member of the Mainz Academy and the Turkish Academy of Sciences. He was the president of the Turkish Mathematical Society from 1985 until 1989. Cahit Arf died on December 26, 1997 in Bebek, Istanbul, at the age of 87. His collected works were published, in 1988, by the Turkish Mathematical Society.

[edit] Influence

Arf's influence on Turkish Mathematics was profound. Although he had very few formal students, almost all of the present day active mathematicians of Turkey, at some time of their careers, had fruitful discussions on their field of interest with him and had received support and encouragement.

Arf is regarded as the greatest Turkish mathematician of the twentieth century (the runner-up for the title could be Selman Akbulut).

In 2008, the Central Bank of the Republic of Turkey announced that a picture of Cahit Arf will adorn the new 10 TL banknote, making him one of the few scientists to have ever been honored this way in Turkish history.

[edit] Cahit Arf Lectures

Middle East Technical University Department of Mathematics organizes a special lecture session each year in the name and memory of Cahit Arf. Previous lecturers include:

* 2008: Gunter Harder of Mathematisches Institut der Universitat Bonn
* 2007: Hendrik Lenstra of Universiteit Leiden Mathematisch Instituut
* 2006: Jean-Pierre Serre of Collège de France
* 2005: Peter Sarnak of Princeton University and the Institute for Advanced Study
* 2004: Robert Langlands of the Institute for Advanced Study
* 2003: David Mumford of Brown University Division of Applied Mathematics
* 2002: Don Zagier of University of Utrecht / Collège de France
* 2001: Gerhard Frey of University of Essen Institute for Experimental Mathematics

[edit] External links

* Cahit Arf Lectures homepage
* Cahit Arf
* Page and links on Cahit Arf
* O'Connor, John J.; Robertson, Edmund F., "Cahit Arf", MacTutor History of Mathematics archive


Persondata
NAME Arf, Cahit
ALTERNATIVE NAMES
SHORT DESCRIPTION Turkish Mathematician
DATE OF BIRTH October 11, 1910
PLACE OF BIRTH Selanik (Thessaloniki)
DATE OF DEATH December 26, 1997
PLACE OF DEATH Bebek, Istanbul
Retrieved from "http://en.wikipedia.org/wiki/Cahit_Arf"
Categories: 1910 births | 1997 deaths | 20th century mathematicians | Turkish scientists | Turkish mathematicians | Topologists | Alumni of the École Normale Supérieure | People from Thessaloniki

http://www-gap.dcs.st-and.ac.uk/~history/Mathematicians/Arf.html
DEN
Cahit Arf

1910 - 1997


Click the picture above
to see a larger version
Full MacTutor biography [Version for printing]
List of References (3 books/articles)

Mathematicians born in the same country

Show birthplace location




Other Web sites

1. Mathematical Genealogy Project


Previous (Chronologically) Next Main Index
Previous (Alphabetically) Next Biographies index
JOC/EFR © September 1998

The URL of this page is:
http://www-history.mcs.st-andrews.ac.uk/Mathematicians/Arf.html



http://www.math.metu.edu.tr/cahitarf/

Ord.Prof.Dr.Cahit Arf


Prof.Dr.Cahit Arf

Publications of Cahit Arf

"Cahit Arf's Contribution to Algebraic Number Theory and Related Fields" by M.G.İkeda

"The Collected Papers of Cahit Arf"
(Turkish Mathematical Society - 1988)

Cahit Arf Lectures

Archive

Cahit Arf Mathematical Days

Cahit Arf

Cahit Arf was born in Selanik (Thessaloniki),which was then a part of the Ottoman Empire.His family migrated to Istanbul with the outbreak of the Balkan War in 1912.The family finally settled in Izmir where Cahit Arf received his primary education. Upon receiving a scholarship from the Turkish Ministry of Education he continued his education in Paris and graduated from Ecole Normale Superieure.Returning to Turkey he taught mathematics in a high school in Istanbul.In 1933 he joined the Mathematics Department of Istanbul University .In 1937 he went to Gottingen and completed his Ph.D. thesis under the supervision of Helmut Hasse in 1938.He returned to Istanbul University and worked there till 1962 and then joined the Mathematics Department of Robert College in Istanbul. Professor Arf was at the Institute for Advanced Studies in Princeton during 1964 �1966.Later he visited University of California, Berkeley for one year.Upon returning to Turkey he joined the Mathematics Department of the Middle East Technical University and in 1980 he retired from this University. Professor Arf received several awards for his contributions to Mathematics, among them are, Inonu Award 1948,TUBITAK Science Award 1974,Comandur des Palmes Acade`miques 1994.Professor Arf was a member of the Mainz Academy and the Turkish Academy of Sciences. He was the president of the Turkish Mathematical Society from 1985 until 1989. Cahit Arf passed away on December 26, 1997 in Bebek, Istanbul, at the age of 87. The collected works of Cahit Arf was published, in 1988, by the Turkish Mathematical Society.
Professor Arf �s influence on Turkish Mathematics was profound. Although he had very few formal students, almost all of the present day active mathematicians of Turkey, at some time of their carrier, had fruitful discussions on their field of interest with him and had received support and encouragement.

Publications of Cahit Arf

1.C. Arf, Untersuchungen über reinverzweigte Erweiterungen diskret bewerteter perfekter Körper. J.
Reine Angew. Math, 181, 1-44 (1939).

2.C. Arf, Untersuchungen über quadratische Formen in Körpern der Charakteristik 2. J.
Reine Angew. Math. 183, 148-167 (1941)

3.C. Arf, Untersuchungen über quadratische Formen in Körper der Charakteristik 2. II. Über aritmetische Aequivalenz quadratischer Formen in
Potenzreihenkörpern über einem vollkommenen Körper der Charakteristik 2.
Rev. Fac. Sci. Univ. Istanbul (A) 8, 297-327 (1943)

4.C. Arf, Un théorémé de géométric élémentaire.
Rev. Fac. Sci. Univ. Istanbul (A) 12, 153-160 (1947)

5.C. Arf, Sur les zones de Brillouin.
Rev. Fac. Sci. Univ. Istanbul (A) 12, 161-163 (1947)

6.C. Arf, Sur la détermination des états d'é puilibre d'un millieu élastique plan admettant des frontiéres libres à tensonis constantes.
Rev. Fac. Sci. Univ. Istanbul (A) 12, 309-344 (1947)

7.C. Arf, Sur la définition des déterminants. Université d'Istanbul. Faculté des Sciences. Recueil de mémories commémorant la pose de la premiére pierre des
Nouveaux Instituts de la Faculté des Sciences, pp. 9-20, Istanbul 1948.

8.C. Arf, Une interprétation algébrique de la suite des ordres de multiplicité d'une branche algébrique. Proc.
London Math. soc. (2) 50, 256-287 (1948)

9.C. Arf, Sur l'existence de la solution d?un probleme d?? lasticit? .
Rev. Fac. Sci . Univ. Istanbul (A) 14, 75-85 (1949)

10.C. Arf, Sur l'identité d'un probléme de frontière libre en élasticité avec un probléme d'é coulement.
Bull. Tech. Univ. Istanbul 4 (1951), 1-4 (1952)

11.C. Arf, On the methods of Rayleigh-Ritz-Weinstein.
Proc. Amer. Math. Soc. 3, 223-232 (1952)

12.C. Arf, On the determination of multiply connected domains of an elastic plane body, bounded by free boundaries with constant tangential stresses.
Amer. J. Math. 74, 797-820 (1952).

13.C. Arf, Sur un problé me de frontiére libre d'élasticité bidimensionelle,
Bull. Tech. Univ. Istanbul 5, (1952), 13-16 (1953).

14.C. Arf, Remarques à propos d'un mémoire de K. Erim.
Rev. Fac. Sci. Univ. Istanbul (A) 19, 45-54 (1954).

15.C. Arf, On a generalization of Green?s formula and its application to the Cauchy problem for a hyperbolic equation. Studies in Mathematics and Mechanics presented to Richard von Mises, pp. 69-78.
Academic Press Inc., New York, 1954.

16.C. Arf, Sur les frontiéres libres à tensions constantes d'un milleu élastique plan en équilibre.
Rev. Fac. Sci. Univ. Istanbul Ser. (A) 19, 119-132 (1954).

17.C. Arf, Sur le théoréme de Reiss. Univ.
Roma. Ist. Naz. Alta Mat. e Appl. (5) 14, 181-191 (1954)

18.C. Arf, Eine explizite Konstruktion der seperablen Hülle eines Potenzreihenkörpes.
Abh. Math. Sem. Univ. Hamburg 19, 117-126 (1955).

19.C. Arf, Über den Satz vor Dubourdieu.
Abh. Math. Sem. Univ. Hamburg 20, 112-114 (1955).

20.C. Arf, Über ein Analogon des Riemann-Rochschen Satzes in Zahlkörpern.
Abh. Math. Nat Klasse. Akademie der Wissenschaften und der Literatur in Mainz. No. 9, 293-328 (1957).

21.C. Arf, On the Algebraic Structure of the Cluster Expansion in Statistical Mechanics. (with K. Imre and E. Özizmir)
J. Math. Phys. 6, 1179-1188 (1965)

22.C. Arf, Due dimostrazioni elementari del teorema di Cartan e Dieudonné (with G. Saban)
Rivista Math. Univ. Parma 6, 169-223 (1965)

23.C. Arf, Sur la structure du groupe de Galois de la fermeture algébrique d'un corps de séries de puissances sur un corps fini et les conducteurs d'Artin. Les Tendance Géom. en Algébre et Théories des Nombres, pp. 27-35. Editions du CNRS, Paris, (1966).







Bizim peder böyleydi , oğlumuz halit de böyle. dayımın torunuda böyledir.

Arf, matematik'e çok şeyler katmıştır.

CAHİT ARF KÜTÜPHANESİ




CAHİT ARF HAKKINDA

Adını Matematiğe Vermiş Bir Bilimcimiz:
Cahit Arf

Kariyerlerini matematik, fizik, felsefe gibi toplum gözünde "ağır" ve "ulaşılmaz" olarak nitelenen bilim dallarında yapmış, dahası bu bilim dallarına "adanmış" durumdaki kişiler, genelde toplumca yine "ağır", "ulaşılmaz" ve "yaşamın dışında" olarak nitelendiriliyorlar. Toplum bu kişilere saygının yanı sıra bir tür korku da besliyor. Ancak gerçek bilimsel kişiliğin, bilimsel düşüncenin gerektirdiği parlak bir zihin, analiz ve sentez alışkanlığı, hayal gücü ve yaratıcılıkla beslenerek ortay çıktığı düşünülecek olursa, "gerçek" bilimcilerin de yaşamın kendisiyle ne kadar iç içe, yaşamsal enerjiyle ne kadar dolu oldukları da yadsınamaz. Ülkemizin "gerçek" bir bilimcisi ve en büyük matematikçilerinden Cahit Arf da bu pırıl pırıl bilim insanlarının çarpıcı bir örneği...

Arf Invaryantı", "Arf Halkaları" veya "Arf Teorisi" terimlerinin ifade ettikleri yalnızca matematik veya matematikten soyutlanamayacak bilim dallarının uzmanlarınca anlaşılıyor olabilir. Bilimin evrensel olduğu ve bilimsel bir adımın tek bir insana, tek bir ülkeye mal edilemeyeceği gerçeğini bilmekle beraber dünya literatürüne yaratıcılarının adıyla geçmiş bu terimler bile içeriklerini anlamasak da matematikçimiz, bilimcimiz Cahit Arf'la gurur duymamız için yeterli. Ama bunun ötesi de var...
1910'da Selanik'te doğmuş Cahit Arf. Balkan savaşının başlamasıyla ailesi İstanbul'a göç etmiş. Yaratıcı zekası, ilk çocukluk yıllarında kendini göstermeye başlamış. "Bir mahalle çocuğu kavramı vardı ailemde. Beni sokağa koyuvermezlerdi. Çünkü mahalle çocuğu olabilirdim ve bu da özenilecek bir şey değildi. Bu hava içinde bir çocuk kendi içine kapanıyor, oyununu kendi başına kuruyor. Çocukluğumda mütemadiyen kağıttan oyuncaklar yaparmışım. Bu bir bakıma faydalı olmuş. Oyuncak icad ediyor ve mütemadiyen etrafımı müşahede etmeye çalışıyordum." (13 Eylül 1980'de Karadeniz Teknik Üniversitesinde onu oktorasını aldığı törende yaptığı konuşmadan.)


Ben ilkokulu hep liselerde, liselerin ilk kısmında okudum. O zaman liselerin adı sultani idi." Diye anlatmaya başlıyor Cahit Arf ilk okul yıllarını. "İlk gittiğim sultani, Beşiktaş Sultanisi. Evimiz de Beşiktaş'taydı o sıra. 1918'de ev yandı biz de başka yere gitmeye mecbur olduk. Bulduğumuz yer Süleymaniye'deydi. Oraya yakın okul İstanbul Sultanisi'ydi, ben de oraya gönderildim." Bir süre daha bir şehirden diğerine taşındıktan sonra İzmir'e yerleşmişler. Cahit Arf İzmir Sultanisinde beşinci sınıfa gelmiş. "Beşinci sınıfta matematiğe pek hevesim yoktu. Güçlü tarafım gramerdi. Bu biraz da lojiğe eğilimini gösteriyor. O sıralar bir başka merakım da resim yapmak, Vatan-Millet-Sakarya yazıları okumak.. o zaman İstiklal Harbi'ni yaşayan her genç çocuk böyleydi zannediyorum..


Matematik olarak öğrendiğimiz şey aritmetikti: sayıları toplamak, çıkarmak, çarpmak. Hani öyle antika problemler vardır; lineer denklem sistemlerine karşılık gelir, fakat lineer denklem yazmadan onu muhakemeyle çözersiniz. Mesela adamın biri çarşıya gitmiş, şu kadar şundan bu kadar bundan almış... Bunlar aslında lineer denklem sistemleriyle, cebirle olur. Ama ilkokulda cebir yoktu tabii... Beşinci sınıfta bir öğretmene rastladım. Aslında öğretmen değildi. Liseyi bitirmiş, İstanbul'a gidip dişçi olacak, bunun için paraya ihtiyacı var; parayı biriktirmek için öğretmenlik yapıyor. Bu genç benimle ilgilendi, çünkü gramerim çok iyiydi, lineer sistemlerle icra edilen problemleri de çözebiliyordum. Bana Euclid geometrisinin ilk teoremlerini ispat ettirdi. En sonuncusu da Pisagor teoremiydi. Bunu beceremedim ve kendisine söyledim. Bunun üzerine bana o anlattı. Bu adam sayesinde ben matematikle ilgilenmeye başladım. Bilhassa geometriyle. Liseye geçtiğim zaman ben matematik dersine hiçbir kitaptan çalışmazdım. Dersi dinlerdim fakat not almazdım. Yine imtihanlarda hiç ders çalışmama lüzum yoktu, çünkü arkadaşlar hep gelip soru sorarlardı bana. Lisenin orta kısmını böylece arkadaşlarımın sorularına cevap vererek geçirdim ve ailem kabiliyetimi hocalardan duydu"
1926'da Fransız frankını

birden bire büyük ölçüde düşmesiyle zorlukla da olsa bol miktarda frank satın alan babası böylece Cahit Arf'ı liseyi okumak üzere Fransa'ya gönderme olanağı bulmuş. Cahit Arf, Paris'te kaydolduğu St. Louis Lisesini üç yerine iki yılda bitirmiş ve Türkiye'ye dönmüş. O sıralarda Türk hükümeti yüksek öğrenim görmek üzere sınavla Avrupa'ya öğrenci gönderiyormuş. İzmir Sultanisi de Cahit Arf'i aday göstermiş. Cahit Arf sınavı kazanarak tekrar Fransa'ya gitmiş, iki yıl 'speciale' olarak nitelendirilen yüksekokullara hazırlık sınıflarına devam ettikten sonra, hem École Normale Supérieure, hem École Politéchnique'in sınavlarına girmiş. Birincisi Fransa'daki birçok ünlü bilim adamının yetiştiği bir okulken diğeri sivilleri de alan bir askeri mühendislik okulu. "Baktım Politéchniqué de hoşuma gider gibi oluyor. Hani bir acaip kuyruklu, külahlı şapkalar vardır ya Napoleon zamanında, öyle başlıklar vardı, kılıçları vardı. Sokakta kılıçla dolaşırlardı. Ben de ona heveslendim." İkisinin de sınavını kazanmış Cahit Arf. Ancak Politéchniqué'ten vazgeçerek École Normale Supérieure'e kaydolmuş ve iki yılda da orayı bitirmiş.

"École Normale'e girdikten sonra yeni şeyler arama fikri gelişti bende. Daha öncesine dayanan bir problemim vardı. Cetvel ve pergelle yıldız çizmesini bir türlü beceremiyordum. Bu biraz hokkabazlık isteyen bir iş. Neden istediğim de malum; bizim bayrağımız ayyıldız. Çiziyordum fakat hep takribi olarak. Bunu da Fransa'da öğrendim."
École Normale'i bitirdikten sonra Türkiye'ye dönmüş Cahit Arf.

Bir süre Galatasaray Lisesi'nde hocalık yaptıktan sonra doçent adayı olarak İstanbul Üniversitesi Matematik Bölümü'ne geçmiş. 1937, Cahit Arf'ın doktora yapmak üzere Göttingen'e gittiği yıl. Göttingen Üniversitesi'nin Matematik Bölümü C. F. Gauss'la başlayan sonra B. Riemann ve D. Hilbert ile devam eden uzun ve görkemli bir geleneğin merkezi. Cebirsel Sayılar Teorisi burada doğmuş ve bu teoriden yine Göttingen'deki matematikçiler tarafından Class Field (Sınıf Cismi) Teorisi adı verilen dev teori geliştirilmişti. 193'lu yıllarda Almanya'da değişen politik ortam, 30'lu yılların ortalarında Alman üniversitelerini de baskılamaya başlayınca Alman orijinli olmayan birçok büyük matematikçi ülkeyi terk etmek zorunda bırakılmış; Alman okulunun altın çağı da böylece aniden son bulmuştu.

Ancak içlerinde H. Hasse ve E. Witt'in de dahil olduğu birkaç matematik dehası Göttingen'de kalmaya devam etmişti. Cahit Arf, Hasse ile doktora çalışması yapmak üzere Göttingen'e gittiğinde durum buydu. Arf'ın Göttingen'de yaptığı doktora çalışması onun dünya çapında tanınmasına yol açan bir odak noktası olmanın yanı sıra matematiğe yaklaşımının da iyi bir göstergesi. Prof. Gündüz İkeda bu çalışmanın önemini vurguluyor: "1920 ve 1930 yılları arasında cebirsel sayılar teorisi olağanüstü şekilde gelişti. Büyük sıçramanın ana noktasını teşkil eden çalışmayı yapan kişi Takagi adında bir Japon. Takagi'nin çalışması içindeki boşluklar da Alman matematikçi Artin tarafından tamamlanmıştı. Takagi-Artin'in geliştirdiği Class Field Teorisi denilen bu teori, Abelian (komütatif) adı verilen durumlar için geçerliydi. Abelian olmayan (non-komütatif) durumda bu Class Field teorisine karşılık gelen şey hala yok. 1937'de Cahit Bey, Göttingen'e gittikten sonra Hasse ona hangi konuda çalışmak istediğini sorunca o da bu non-komütatif Class Field üzerine çalışmak istediğini dile getirmiş. Hasse ona bununn çok zor olduğunu, çok acele ettiğini söylemiş. Cahit Bey bunun üzerine tek başına çalışmış ve birbuçuk yıl sonra da doktorasını tamamlamış." Cahit Arf'ın bu çalışmayla elde ettiği sonuçların bir kısmı ise şimdi literatürde "Hasse-Arf teoremi" diye geçiyor!


Cahit Arf doktora tezini 1938'de bitirdikten sonra Hasse ona bir yıl daha kalmasını teklif etmiş. Bu ise yeni bir çalışmanın dönemi olmuş onun için, Kuadratik Formlar. 'Herhangi bir cisim üzerindeki kuadratik formlar' teorisi nispeten yeni geliştirilmiş bir teori olup bu konudaki ilk adımı atan ve kuadratik formların sınıflamasını yapan matematikçi E. Witt idi. Cahit Arf'ın yaptığı çalışma da Witt'inkini tamamlayıcı nitelikte olup çalışmanın sonunda 'karakteristiği 2 olan bir cismin üzerindeki kuadratik formların' önemli bir invaryantını ortaya atmıştı. Bu şekilde dünya literatürüne 'Arf Inveryantı' olarak geçen irvanyant, cebirsel ve diferansiyel topolojide büyük önem taşıyor. Dahası, Cahit Arf'ı da matematik dünyasına tanıtan bir buluş olmuştu bu. Prof. Turgut Önder, Cahit Arf'ın yurt dışındaki matematikçiler arasında ne kadar çok tanındığından, adının konuyla ilgili her türlü yayında geçtiğinden bahsediyor: "Yurtdışındayken, Türkiye'den geldiğini duyar duymaz 'Arf ne yapıyor?' diye soruyorlardı; özellikle topolojiyle uğraşanlar. Cahit Bey bu buluşu cebirde yaptı ama o kadar temel bir buluş ki -zaten bir şeyin büyüklüğü oradan belli oluyor- doğal olarak diğer alanlarda da uygulama buluyor; kavramlara kolayca bağlanabiliyor. Bir gün Cahit Bey'le Princeton'da bulunmuş olan bir topolojistle tanıştım. Hemen anısını anlattı bana. İlk karşılaşmalarında Cahit Bey kendisini 'Arf' olarak tanıtmış. Onlar da hemen heyecanlanarak 'yani siz şu Arf Invaryant Arf mısınız?' diye sormuşlar. Kendisine topolojiyle ilgili soruların gelmek üzere olduğunu anlayan Cahit Bey de 'evet ama Arf Inveryantı hakkında hiçbir şey bilmem' diye cevap vermiş onlara! Artık Arf Inveryantı o hale geldi ki buna 'Arf Inveryantı' demiyorlar yalnızca 'Arf' demekle yetiniyorlar."


1938'in sonunda Türkiye'ye dönüyor Cahit Arf ve İstanbul Üniversitesi'ndeki görevini sürdürüyor. Savaş yılları sırasında Du Val adında bir İngiliz matematikçisi gelmişti İstanbul Üniversitesine.

Cahit Arf'in Karadeniz Teknik Üniversitesi'ndeki konuşmasında anlattığına göre Du Val 1942'de "Bir cebrik eğrinin bir noktası civarındaki singularitelerin özelliklerini belirten teorisinden bahsetmişti." Du Val bulgularını anlatırken dinleyicilerin arasında bulunan Cahit Arf bu geometrik argümanların arkasında etkin cebirsel kavramların varlığını iddia ediyor. Du Val ondan bu iddiasını açık bir biçimde ifade etmesini isteyince Cahit Arf bir hafta eve kapanıyor. "Hafta sonunda birşeyler çıktı ortaya ve bu da dünyaya yayıldı. Bu işte birtakım halkalar vardı. O halkalara 'Arf Halkaları' kapanışlara da 'Arf Kapanışları' deniyor. Yani bu şekilde bir başkasının yüzünden şöhret sahibi oldum. Fakat asıl yapmak istediğim işler beni hiçbir zaman pek tanıtmadı..."
1943'de profesör ünvanını alıyor Cahit Arf. "Bundan sonra kötü bir iş yaptım: Çevreden alkış aradım. Bunun için de çevreden mühendislerle konuşup onların işlerini anlamaya çalıştım. Onların bir problemini çözersem beni alkışlarlar diye düşündüm." Yakın arkadaşı Mustafa İnan'ın doktora tez çalışması sırasında Cahit Arf'a yönelttiği bir soru onun yapı desteklenmeleri için 'optimal profil tasarımı' üzerine eğilmesini sağlıyor. İnan soruna fotoelastisiteye dayandırılmış deneysel yöntemlerle yaklaşırken Arf da onun profilleri için teorik, formüllere dayalı matematiksel modeller geliştiriyor. Bu çalışmasını 1947-1954 arasında İstanbul ve Maryland Üniversitelerinde yazdığı altı makaleyle tamamlıyor Cahit Arf. "Alkış da kazandım. Hatta İnönü Mükafatı bunun için verildi bana. Fakat böyle alkış için iş yapmak iyi bir şey değil. İnsan zannediyorum ki kendi problemini bütün gücü ile yapabildiği kadar götürmeye çalışırsa bilime çok daha büyük bir katkısı olur..." Çok küçük bir azınlığı saymazsak genellikle hüküm süren en 'masum' güdünün alkış aramak olduğu, çoğunluğun daha da geriye gidip 'yayın' ve unvan peşinde koştuğu, üstelik bu güdülerin çekincesiz ve doğallıkla sergilendiği günümüz akademik ortamı göz önüne alınacak olursa, Cahit Arf'ın bu küçük itirafı onun dürüstlüğünü olduğu kadar bilimsel yönünün gücünü de iyice vurguluyor. Dahası, kendisinin alkış arama dürtüsüyle yaptığını söylediği çalışma ona İnönü Armağanı'nı kazandıracak kadar önemli. 1955'te Ordinaryüs Profesör olan Cahit Arf 1962'ye kadar İstanbul Üniversitesi'ndeki görevini sürdürüyor. Bu arada bir yıllığına misafir profesör olarak Maryland Üniversitesi'ne gidiyor; ayrıca Mainz Akademisi muhabir üyeliğine seçiliyor.

İstanbul Üniversitesi'nden ayrıldıktan sonra da bir yıl kadar Robert Koleji'nde öğretim üyeliği yapıyor.
1960'da çekmece Nükleer Araştırma Merkezi'ni kurmak üzere görevlendirilen ve Cahit Arf'ın Göttingen'den yakın arkadaşı fizikçi Prof. Sait Akpınar 1963'te Cahit Arf'ı oraya davet ediyor. "Cahit Bey hayatının en iyi çalışmasını Çekmece'de yaptığını söyler," diyor Prof. Akpınar. Anlattığına göre Cahit Arf ve orada birlikte çalıştığı kişilerkonularına öyle dalmışlar ki bütün gün konuşup geceleri bile birbirlerine telefon ediyorlarmış. "Gidip geldikleri Land Rover'da konuşurken matematiksel kavramları akrabalaştırıyorlar, birinden baba, öbüründen çocuk, bir diğerinden torun vs. diye bahsediyorlardı. Şoför de bunları mütemadiyen dinlermiş. Karıştırmış sonunda kim kimin annesi, ki,m kimin babası! Arada o da katılırmış konuşmalara..."

1964-1966 yılları Cahit Arf'ın Princeton'da Institute for Advanced Study (İleri Araştırmalar Enstitüsü) nde araştırmalarına devam ettiği dönemi kapsıyor. Daha sonra California Üniversitesi'nde misafir öğretim üyeliği yapan Cahit Arf 1967'de Türkiye'ye dönerek Orta Doğu Teknik Üniversitesi Matematik Bölümü'nde çalışmaya başlıyor. Onun ODTÜ'de bulunduğu dönemde öğrencisi olan Prof. Turgut Önder, Cahit Arf'ın sınıflarına girdiği ilk derste bile hayatını etkileyecek şeyler öğrendiğini ifade ediyor. "Cahit Bey'in her zaman anlatmaya çalıştığı şey, her ispatın arkasında bir fikir olduğudur. Tesadüflerle kurulmuş, sınama yanılmayla bulunmuş şeyleri pek sevmezdi. Ondan aldığım en önemli şeylerden biri buydu; bir şeyi önceden keşfetmeye çalışmak. Bu, başarılı matematikçilerin genelde benimsedikleri bir şey; ama ben bu fikri Cahit Bey'den almıştım. Ondan öğrendiğim ikinci şey de o sıralar pek meraklı olduğumuz soyut ispatların hayatla ilişkisini kurmaya çalışmak oldu. Somut üzerine eğilmemizi daha sonra soyutla birleştirmemizi isterdi. Nitekim, doktora için Berkeler'e gittiğinde bunun ne kadar önemli olduğunu anladım... Birisi bir seminer verdiğinde ilk sorusu şu olurdu: 'Bunu neden yapıyorsun?' En önemli şeylerden biri 'belleme' (ezber) karşı oluşuydu."
Cahit Arf'ın ODTÜ Matematik Bölümü'ne gelmesiyle "zaten mevcut olan canlılığın iyice arttığını" söylüyor Prof. Halil İbrahim Karakaş. "O dönemde oluşturulan ortam ve kazanılan ivmenin ODTÜ Matematik Bölümünün gelişmesinde önemli payı olduğu bir gerçektir. Pek çok meslektaşımla o günleri hala özlemle anarız. O dönemde sürekli seminerler yapılır, yolda yürürken yemek saatlerinde otobüsle şehirden üniversiteye veya üniversiteden şehre giderken matematik konuşulurdu. Bu konuşmalar esnasında Cahit Arf'ın matematiğin çeşitli dallarındaki kavramlara ne denli vakıf ve hakim olduğunu gözlüyor, deyim yerinde ise hayran oluyorduk."
Cahit Arf gibi idealist bir bilimcinin bilimsel etkinlikleriyalnızca araştırmayla sınırlı olamazdı elbette. 1963'te kurulan TÜBİTAK'ın kuruluş ve gelişmesinde büyük emeği olan Cahit Arf, yıllarca bu kurumun Bilim Kurulu Başkanlığında da bulundu. 1985-1989 yılları arasında ise Türk Matematik Derneği Başkanlığı yaptı. Kendisi istesin veya istemesin, beklesin veya beklemesin gerçekten de çok alkış aldı. 1974'te TÜBİTAK Bilim Ödülü, 1980'de Karadeniz Teknik Üniversitesi ve İstanbul Teknik Üniversitesi'nden, 1981'de Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nden aldığı onur doktoraları, daha çok kısa bir süre önce Aralık 1993'te Türkiye Bilimler Akademisi Şeref Üyeliği ve 4 Şubat 1994'te Fransa'dan alacak olduğu Commandeur des Palmes Academiques bu alkışların içinde belki de en çok duyulanları. Ama sesi bu kadar duyulmayan başka alkışlar da aldı Cahit Arf. Meslektaşlarından, başka alanların bilimcilerinden, eski ve yeni dostlarından ve öğrencilerinden.


Prof. Hilmi Demiray Cahit Arf'ı ilk kez TÜBİTAK Bilim Ödülü aldığı törende gördüğünü söylüyor. "Cahit Bey'in ödül konuşmasından çok etkilendim. Sonra çeklerimizi almak üzere TÜBİTAK binasına geldiğimizde onu daha yakından tanıma fırsatı buldum. O zaman anladım; insan büyüdükçe ne kadar alçakgönüllü olabiliyor... Bir sözü vardı: 'Bilim adamlığı bir meslek değil bir yaşam biçimidir.' Bunu en iyi uygulayan da yine kendisidir. Bugün 83 yaşına gelmiş olmasına rağmen hala matematikle, bilimle bütünleşmiştir... Bütün hayatını gençleri yetiştirmeye adadı. Gösterişli hayattan sürekli kaçan biriydi. Çoğu insan diplomayı alıp bir yerlere gelmek; profesör, rektör olmak isterken onda bu yoktu..."


Prof. Sait Akpınar ise Cahit Arf'ı ilk kez İstanbul Üniversitesi'nde öğrenim gördüğü sıra tanımış. Matematik dersine Atatürk'ün Almanya'dan Türkiye'ye davet ettiği hocalardan Von Mises giriyor, dersini Fransızca anlatıyormuş. Dersi Türkçe'ye çevirense o zaman doçent olan Ratip Berker. Bir zaman sonra Cahit Arf gelmeye başlamış çeviri için. "O kadar serbestçe tercüme yapıyordu ki bazen hocanın anlatmadıklarını da anlatıyordu. Hoca sonradan devam etmek üzere dersine ara verdiğinde ondan önce Cahit Bey devan ederdi derse." Prof. Akpınar, Cahit Arf'ın fizik hocaları arasında da itibar gördüğünü anlatıyor. Quantum Teorisi o sıralarda yeni çıkmış; Cahit Arf da katıldığı bir seminerde hidrojen molekülünün quantum mekaniğini anlatıyormuş. Ancak konuyu tamamen matematiksel bir dille ele aldığı için hoca ona anlattığı şeyin fiziksel açıdan tam olarak ne anlama geldiğini sormuş. Cahit Arf'ın cevabı ise basit: "Bana ne!" ve sonra eklemiş "Ben size konunun matematiğini anlatıyorum!" Bütün sınıf gülmeye başlamış. Sait Akpınar anlatmaya devam ediyor: "Cahit Bey matematikten başka birşeye önem vermiyormuş gibi gözüküyorduama bir fizik problemi üzerine teorik fizikçilerle konuştuğum zaman onların hepsinden daha iyi bir fizik anlayışı olduğunu görüyordum."


Prof. Gündüz Ikeda belki bütün bilim dallarında olduğu gibi iki tür matematikçi olduğunu ileri sürüyor. "Tek tük problemler üzerinde, yani merak ettiği problemler üzerinde çalışanlar var. Şöyle anlatayım; bazı dağcılar için Himalayalar'a çıkmak pek bir şey ifade etmese de 'kimse tırmanmamış' denildiğinde birden heveslenirler. Bu birinci tip matematikçiler için de geçerli. Çözülmemiş problemler onlar için dayanılmaz bir çekiciliğe sahiptir. Bir de genel bir sistemi ele alarak çalışanlar, 'bu sistemi nasıl karakterize edeceğim, benzer sistemler olduğunda bunları nasıl ayırt edebilirim?' diye düşünenler var. Cahit Bey bu ikinci sınıfa giriyor..." Prof. Ikeda Cahit Arf'la ilgili olarak ODTÜ tarafından hazırlanan broşürde, onun yeni fikirler ve enerjiyle yüklü bir insan olduğunu, her bir problem için kendine özgü bir yaklaşım kullandığını, bu yaklaşımınsa bütünlük içerdiğini yazmış. Cahit Arf'ın çalışmalarının Türkiye'den çok yurtdışında gördüğü ilgiden duyduğu üzüntüyü dile getirmiş.


Bilim adamlığı Cahit Arf için kendisinin de söylediği bir yaşam biçimi. Hem de öyle bir noktaya kadar ki, yaşamı boyunca bilimin sekteye uğradığını düşündüğü her durumda bütün enerjisiyle çözümler aradı, gerektiğinde karşı koymayı bildi; yanlış yönlendirilen üniversitelerden, yanlış saptanmış eğitim politikalarından, gençlerin "anlama" yerine "belleme"ye yöneltilmelerine kadar her durumda. Düşüncelerini olduğu gibi, açıklıkla, çekincesiz, karşısındakilerin rütbe ya da unvanlarına aldırış etmeksizin cesaretle ortaya koyarak... Bunun çarpıcı bir örneği ise ODTÜ'nün 1977'de düştüğü krizde üstlendiği rol. Bu sırada Üniversite Konseyi'nin bir üyesi olarak üniversitenin kaba kuvvete karşı savunulmasında aktif bir rol oynamıştı. Ne de olsa daha ilkokul çağında "Vatan-Millet-Sakarya yazıları" okuyan bir neslin üyesi Cahit Arf. "Biz Adana'dayken hava çok sıcak olunca geceleri dama çıkılırdı. Evimizin önünde gazino gibi bir şey vardı; orada bir gün bir film oynattılar. Biz de damdan seyrediyorduk. Fakat filmler hep yabancı dilde konuşuluyordu. Ben o zaman biraz Fransızca biliyordum fakat konuşulanları anlamıyordum. Yanımızda Fransızca bilen genç bir hanım vardı ve bizim damda toplanan gruba filmi tercüme ediyordu. Annem babam da 'bak işte sen de böyle Fransızca öğrenirsen bunu sen de yapabilirsin" diyerek beni teşvik etmeye uğraşıyorlardı. Onlara 'ben yabancı dil öğrenmeyeceğim' dedim. Nedenini sorunca, 'çünkü öyle çalışacağız ki onlar bizden öğrenecek, keşifleri biz yapacağız' diye cevap verdim. Toplumun güçsüzlüğünden ızdırap duyan dokuz yaşındaki bir çocuğun hisleriydi bunlar." Cahit Arf her ne kadar yabancı dil öğrendiyse de bu söylediğini kendi adına gerçekleştirmiş. Ama vatan-millet-sakarya yazıları bir yana Oliver Twist gibi "bir zamanların ünlü" çocuk klasiklerinden bile habersiz yetişen bir neslin çocukları için kaygı duymaktan da uzak değil. "Yayılmasını istediğim bir şey var: Çocuklarımızın bellemekten kurtarılması, anlamaya çalışmalarını sağlamak. Bazı gençlere böyle bir etki yapmış olduğumu ümit ediyorum. Bizde okullar hala böyle değil. Belletiyorlar. Şimdi önemli olan çabuk ve kolay kazanmak. Bizim memleketimizde insanlar bilgiyi satmak için kullanıyorlar; neşretme amacı da bu. Bilim bu değil. Bilim, algılarımızı tasnif edip kavramlar haline getirip bu kavramları neden-sonuç münasebetiyle organize etmek."


Cahit Arf şu anda gerek TÜBİTAK'ın Marmara Araştırma Merkezi gerekse İstanbul'daki evinde matematik çalışmalarına devam ediyor. (1990 yılı) Akademik unvanlarını kazanıp artık kanepeye uzanmayı hak ettiklerini düşünen bilimcilere inat o şimdi matematiğin biyoloji bilimi, içindeki olası uygulamaları üzerinde düşünmekte. Bu onun yaşam biçimi:
"Matematik endüktif (tümevarımsal) bir bilimdir ve bu endüktif bilim sonsuz kümeler için geçerli. Bu sonsuzlukları endüktif bir şekilde kavrıyoruz ve kavradığımız zaman da o sonsuzluğu hissediyoruz. Sınırsızlığı. Ve bu bize mutluluk veriyor çünkü ölümü unutuyoruz... herkes ölümsüz olduğunu hissettiği alanda çalışmak ister. Ben de matematikte kendimi ölümsüz hissettim.

Zeynep Tozar

Bu yazı için, Türk Matematik Derneği'nin, Cahit Arf'ın 80. yaşgünü nedeniyle 1990'da hazırladığı "The Collected Papers of Cahit Arf" ve 6 Kasım 1981 günü Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nce Onur Doktorası verilmesi nedeniyle hazırlanan "Cahit Arf" adlı kaynaklardan yararlanılmıştır.

Yazının hazırlanmasında bize değerli zamanlarını ayıran Cahit Arf ve Erdal İnönü'ye, bütün içtenlikleri ile her türlü konuda yardımcı olan Mithat İdemen, Sait Akpınar, Gündüz Ikeda, Hilmi Demiray, Turgut Önder, Şafak Alpay, Mehpare Bilhan ve H. İbrahim Karakaş'a,ayrıca bizi yönlendiren Tosun Terzioğlu'ya teşekkürü borç biliyoruz.


"http://www.mam.gov.tr/kutuphane/cahit_arf/index.html

TÜBİTAK
TÜBİTAK içerisinde ara



Ayrıntılı Arama



Çocuk

Genç

Öğretmen

Akademisyen

Sanayi

KAMU

KURUM BİLGİLERİ

MERKEZ ve ENSTİTÜLER

YAYINLAR

İSTATİSTİKLER

BASIN ODASI

e-TÜBİTAK



Hızlı Erişim
Popüler Bilim Kitapları BTYK Bilim ve Teknik Dergisi Burslar/Programlar BTY Politikaları Bilim Kurulu Bilim ve Toplum D.B. TTS - Transfer Takip Sistemi Başkanlık Birimleri UİDB



Bilim Kurulu Eski Başkanları

24.7.1963 tarihinde yürürlüğe giren 278 sayılı Kuruluş Kanunu uyarınca TÜBİTAK Bilim Kurulu 11 üye ile Genel Sekreter’den oluşmakta, Bilim Kurulu, 11 üyeden birini 2 yıl için Başkan olarak seçmektedir.

Prof. Dr. Cahit ARF 26.12.1963 - 08.04.1967
Prof. Dr. Mustafa İNAN 08.04.1967 - 04.08.1967
Prof. Dr. Cahit ARF 19.08.1967 - 16.10.1971
Prof. Dr. Kazım ERGİN (V) 16.10.1971 - 26.02.1972
Prof. Dr. Yusuf VARDAR 26.02.1972 - 29.01.1974
29.01.1974 - 28.07.1975 (*)
Prof. Dr. Kazım ERGİN 28.07.1975 - 05.12.1978
Prof. Dr. Halim DOĞRUSÖZ (V) 05.12.1978 - 15.07.1979
Prof. Dr. Ratip BERKER 21.09.1979 - 24.08.1982
Prof. Dr. Kemal KAFALI 02.09.1982 - 04.12.1987

(*) Bu tarihler arasında Bilim Kurulu Başkanlığı’na seçim yapılamamış, her toplantıda belirlenen Oturum Başkanları Bilim Kurulu toplantılarına başkanlık etmişlerdir. Kurum ve Yönetim Kurulu Eski Başkanları 11.11.1987 tarihinde yürürlüğe giren 294 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Bilim Kurulu kaldırılmış ve Yönetim Kurulu oluşturulmuştur. Yönetim Kurulu Başkan ve 8 üye olmak üzere toplam 9 kişiden oluşmaktadır. Kurum Başkanı aynı zamanda Yönetim Kurulu’nun da başkanıdır.

Prof. Dr. Mehmet ERGİN 14.01.1988 - 04.11.1990
Prof. Dr. Kemal GÜRÜZ 05.11.1990 - 09.11.1992
Prof. Dr. Tosun TERZİOĞLU 12.11.1992 - 10.02.1993
Prof. Dr. Tosun TERZİOĞLU 10.02.1993 - 13.09.1993

Kurum ve Bilim Kurulu Eski Başkanları 9.9.1993 tarihinde yürürlüğe giren 498 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Yönetim Kurulu kaldırılmış ve ’Bilim Kurulu’ yeniden oluşturulmuştur. Bilim Kurulu Başkan ve 12 üye olmak üzere toplam 13 kişiden oluşmaktadır. Kurum Başkanı Bilim Kurulu’nun da başkanıdır.

Prof. Dr. Tosun TERZİOĞLU 13.09.1993 - 13.09.1997
Prof. Dr. Dinçer ÜLKÜ 13.09.1997 - 15.05.1999
Doç. Dr. C. Güner OMAY (V) 15.05.1999 - 31.05.1999
Prof. Dr. Namık Kemal PAK 31.05.1999 - 31.05.2003
Prof. Dr. Nüket YETİŞ (V) 11.01.2004 - 20.08.2008
Prof. Dr. Nüket YETİŞ 20.08.2008 - Devam ediyor
ORD. PROF. DR. CAHİT ARF
1910 yılında Selanik’te doğan Cahit Arf, ilkokulu o yıllarda sultani adı verilen
liselerin ilk kısmında okumuş, daha beşinci sınıftayken tanıştığı genç bir öğretmen
onun matematikle ilgilenmesini sağlamıştır.

Lisenin orta kısmına geldiğinde artık okul arkadaşlarının çözemediği matematik sorularını çözen Cahit Arf’ın bu yeteneği ailesi ve hocalarının dikkatini çekmiş ve Paris’teki St. Louis Lisesinde okumak üzere
ailesi tarafından Fransa’ya gönderilmiştir. Üç yıllık lise tahsilini iki yılda bitirip
Türkiye’ye geri dönen Cahit Arf o sıralarda Türk hükümeti tarafından yüksek
öğrenim görmek üzere sınavla Avrupa’ya gönderilecek aday öğrenciler arasına
alınmıştır. Bu sınavı kazanan Cahit Arf Fransa’ya geri dönüp birçok bilim adamının
yetiştiği okul olan École Normale Supérieure’e kaydolmuştur.
Yükseköğreniminden sonra Türkiye’ye geri dönen Arf, bir süre Galatasaray
Lisesinde hocalık yapmış ve sonra doçent adayı olarak İstanbul Üniversitesi
Matematik Kürsüsü’ne geçmiştir. 1937 yılında doktorasını yapmak üzere Göttingen
Üniversitesi Matematik Bölümü’ne giden Cahit Arf’ın bu üniversitede yaptığı doktora
çalışması onun dünya çapında tanınmasına yol açmıştır.
Cahit Arf matematik dehalarının bile çok zor dediği bir konu üzerinde tek başına
çalışmış ve bir buçuk yıl içinde konusu “non-commutative Class Field” olan
doktorasını tamamlamıştır. Bu çalışmadan elde edilen sonuçların bir kısmı literatüre
“Hasse-Arf” teoremi olarak geçmiştir. Doktora tezini 1938 yılında bitiren Cahit Arf bir
yıl daha Göttingen’de çalışmalarını sürdürmüş, bu dönemde de dünya literatürüne
“Arf Invaryantı” adıyla geçen, cebirsel ve diferansiyel topolojide büyük önem taşıyan
bir çalışmaya imza atmıştır.
1938’in sonunda Türkiye’ye üniversitesine geri dönen Arf 1943’te profesör, 1955’te
ordinaryüs profesör olmuştur. 1962 yılına kadar üniversitede çalışmalarını sürdüren
Cahit Arf o yıllarda bir yıllığına misafir profesör olarak Maryland Üniversitesine
gitmiş ve ayrıca Mainz Akademisi muhabir üyeliğine seçilmiştir. 1960 yılında
Çekmece Nükleer Araştırma Merkezi’ni kurmak üzere görevlendirilen Cahit Arf
1962’de üniversitedeki görevinden ayrılmış ve bir yıl kadar Robert Kolej’de ders
vermiştir.
TÜBİTAK’ın kuruluş ve gelişmesinde büyük emekleri olan Cahit Arf 1963-1967 ve
1967-1971 yıllarında TÜBİTAK’ın Bilim Kurulu başkanlığını yapmıştır. Cahit Arf
matematiğe yapmış olduğu köklü katkılarından dolayı 1974’te de TÜBİTAK Bilim
Ödülü’ne layık görülmüştür.
ORD. PROF. DR. CAHİT ARF
1964-1966 yıllarında Princeton’da Institute for Advanced Study’de çalışmalarını
sürdüren; daha sonra California Üniversitesinde misafir öğretim üyeliği yapan Cahit
Arf 1967’de Türkiye’ye dönüp ODTÜ Matematik Bölümünde çalışmaya başlamış ve
1980 yılında bu üniversiteden emekli olmuştur.
1980 yılında İTÜ ve Karadeniz Teknik Üniversitesinin, 1981 yılında ODTÜ’nün onur
doktoralarını alan, 1993 yılında Türkiye Bilimler Akademisi Şeref Üyeliğine seçilen
Cahit Arf 4 Şubat 1994’te de Fransa’da Commandeur des Palmes Académiques
Ödülü’ne layık bulunmuştur.
Ülkemizde matematiğin simgesi haline gelen Ord. Prof. Dr. Cahit Arf 26 Aralık
1997’de vefat etmiştir.
NOT: TÜBİTAK Bilim veTeknik Dergisi Cahit Arf Özel Sayısı için tıklayınız:
http://www.biltek.tubitak.gov.tr/bdergi/ozel/arf/default.html





Cahit ARF Yazdır e-Posta
Yazan sureyya
Salı, 19 Ağustos 2008

Cahit ARF
(1910-1997)

Ülkemizde matematiğin simgesi haline gelen Cahit ARF 1910 yılında Selanik’te doğdu. 1932 yılında Galatasaray Lisesi’nde matematik öğretmenliği, 1933 yılında İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi’nde profesör yardımcısı (Doçent adayı ) olmuştur. Doktorasını 1938 yılında Almanya’da Göttingen Üniversitesi’nde tamamladı. Daha sonra İstanbul Üniversitesi’ne dönen ARF, 1943 de profesör, 1955’de Ordinaryus Profesör oldu.1964-1965 yılları arasında Fransa’da bulunan Princiton’daki Yüksek Araştırma Enstitüsü’nde konuk öğretim üyesi olarak görev yaptı.

1938 yılından beri Cahit ARF cebir, sayılar teorisi, elastisite teorisi, analiz, geometri ve mühendislik matematiği gibi çok çeşitli alanlarda yaptığı çalışmalarla matematiğe temel katkılarda bulunmuş, yapısal ve kalıcı sonuçlar elde etmiştir.

Bütün Türk matematikçilerine dolaylı veya dolaysız bir şekilde esin kaynağı olmuş, yaptığı uyarılar ve verdiği fikirlerle çevresindeki tüm matematikçilerin ufuklarını genişletmiş ve çalışmalarını yeni bir bakış açısıyla yönlendirmelerini sağlamıştır.

Cahit ARF’ ın ilk çalışması, 1939 yılında Almanya’nın ünlü bir matematik dergisi olan Crelle Journal Dergisi’nde yayınlanmıştır. Cahit ARF çözülebilen cebirsel denklemlerin bir listesini yapmak amacıyla Göttingen’de ünlü matematikçi Hasse’nin doktora öğrencisi oldu. Hasse’nin önerisiyle özel haller problemini çözdü. Cahit ARF bu çalışmasıyla sayılar teorisinde çok özel bir yeri olan lokal cisimlerde dallanma teorisine çok önemli yapısal bir katkıda bulunmuştur. Burada bulduğu sonuçlardan bir bölümü dünya matematik literatüründe “Hasse-Arf Teoremi”olarak geçmektedir.

Bundan sonra uğraştığı problem, matematikte “kuadratik formlar” olarak bilinen konudadır. Uzayda konisel yüzey denklemleri buna basit bir örnek olarak gösterilebilir. Bu konudaki temel problem, kuadratik formların bir takım invaryantlar, yani değişmezler yardımıyla sınıflandırılmasıdır. Bu sınıflandırma Witt adında ünlü bir Alman matematikçi tarafından karekteristiği ikiden farklı olan cisimler için 1937 de yapılmıştır. Karekteristik iki olunca problem çok daha zorlaşıyor ve Witt’in yöntemi uygulanamıyordu. Cahit ARF bu problemle uğraştı ve karekteristiği iki olan cisimler üzerindeki kuadratik formları çok iyi bir biçimde sınıflandırdı. Bunların invaryantlarını, yani değişmezlerini inşa etti. Bu invaryantlar dünya literatüründe “Arf İnvaryantları” olarak geçmektedir. Bu çalışması 1944 yılında Crelle Dergisi’nde yayınlandı ve Cahit ARF ‘ı dünyaya tanıttı.

1945’lere gelindiğinde düzlem bir eğrinin herhangi bir kolundaki çok kat noktaların çok katlılıklarının yalnız aritmetiğe ait bir yöntem ile nasıl hesaplanacağı iyi bilinmekteydi. Düzlem halde algoritmanın başladığı sayılar eğri kolunun parametreli denklemlerinden bilinen bir kanuna göre elde ediliyordu. Genel durumda ise böyle bir sonuç henüz bulunamamıştı. Bu sıralarda İstanbul’da Patrick Du Val adında bir İngiliz matematikçi bulunuyordu. Du Val genel halde algoritmanın başladığı sayılara “karakter” adını vermiş ve eğrinin tüm geometrik özellikleri bilindiği zaman bu karakterlerin nasıl bulunacağını göstermişti. Bunun tersi de doğruydu. Bu karakter bilinirse, eğrinin çok katlılık dizisi, yani geometrik özellikleri de bulunabiliyordu. Burada açık kalan problem ise bir eğrinin denklemleri verildiğinde karakterlerini bulabilmek idi. Cevap düzlem eğriler için bilinmekte, ama yüksek boyutlu uzaylarda bulunan tekil eğriler için bilinmemekte idi. Ayrıca, yüksek boyutlu bir uzayda tanımlanmış bir tekil eğrinin çok katlılık özelliklerini, yani geometrik özelliklerini bozmadan en düşük kaç boyutlu uzaya sokulabileceği de bu problemle beraber düşünülen bir soru idi. Bu çeşit sorular matematiksel bakış açısının temel problemi olan sınıflandırma probleminin eğrilere uygulanması bakımından son derece önemli ve zor sorulardı. Cahit ARF bu problemi 1945’de tamamı ile çözmüş ve tek boyutlu tekil cebirsel kolların sınıflandırılması problemini kapatmıştır. Bu sonucun zorluğu hakkında fikir elde edebilmek için düzgün varyetelerin sınıflandırılması probleminin bugüne kadar 1,2 ve kısmen 3 boyutlu varyeteler için çözüldüğünü tekilliklerinin sınıflandırılması probleminin ise 1 boyutlu varyeteler, eğriler için Cahit ARF tarafından çözüldüğünü göz önüne almak gerekir. Cahit ARF bu problemi çözerken önemini gözlediği ve problemin çözümünde en önemli rolü oynadığını fark ettiğini bazı halkalara “karekteristik halka” adını vermiş ve daha sonra gelen yabancı araştırmacılar bu halkalara “Arf Halkaları” ve bunların kapanışlarına “Arf Kapanışları” adını vermişlerdir. Cahit ARF’ın bu çalışması 1949 ‘da Proceedings of London Matematical Society dergisinde yayınlanmıştır.

Cahit ARF’ın 1940’lı yıllarda yaptığı bu çalışmaların günümüzde hala kullanılıyor olması, onun kalıcılığını ispatlamıştır.

Cahit ARF’ı ilk tanıyan bir kişi onun sadece matematiğe ilgi duyan bir insan olduğu izlenimini edinebilirdi. Cahit ARF için, matematik her şeyin üzerinde ve ötesindeydi. Ancak, onu TÜBİTAK’ın kurulmasında ve gelişmesinde gösterdiği çabayı ve özeni bilenler Cahit ARF’ın öyle içine kapanık, matematikle uğraşan, dış dünya ile ilgilenmeyen bir kişi olmadığını bilirler. Mühendisliğin günlük hayattan doğan problemlerine her zaman ilgi gösterirdi. Ama, bu probleme mutlaka matematiksel bir model bulmaya çalışırdı. Hele bir de pratikten gelen problemi matematik olarak çözüme kavuşursa pek keyiflenirdi. Mustafa İNAN’la böyle bir işbirliği yapmış ve İNAN’ın köprülerde gözlemleyip, araştırdığı bir sorunun matematiksel kesin çözümünü vermiştir. Bu çalışmaları Cahit ARF’a İnönü Ödülü’nü kazandırmıştır.

Üniversitede rektörlük, dekanlık gibi idari görevler almaktan kaçınmıştır. Araştırmacıların bu gibi görevlerden uzak durmaları gerektiği görüşündeydi. Ama uzun yıllar TÜBİTAK Bilim Kurulu Başkanlığı’nı da özveriyle yürütmüştür.

Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nde bulunduğu yıllarda yeni ve farklı bir üniversite modelinin ve kültürünün ortaya çıkması için çaba göstermiştir. Akademik dünyanın yapay hiyerarşik ayrımlarıyla alay etmiştir. Genç öğretim üyeleri ve öğrencilerle çok güzel, yararlı ve keyifli diyalog içindeydi. Her zaman üniversite içi çekişmelerden ve politikadan özenle uzak durduğu halde, ODTÜ sistemi tehlikeye düştüğünde duyarlı ve sorumlu bir bilim adamı olarak kendini bir mücadelenin içine atmaktan çekinmemiştir. Bu onurlu mücadele de bile matematiğin aksiyomatik yaklaşımını kimseye farkettirmeden kullanmıştır.

Cahit ARF 1948’de İnönü Ödülü, 1974’de TÜBİTAK Bilim Ödülü, 1980’de İTÜ ve KATÜ Onur Doktorası, 1981’de de ODTÜ Onur Doktorası’nı aldı. Genç yaşta Mainz Akademisi Muhabir Üyeliğine seçildi ve Türkiye Bilimler Akademisi Onur Üyesi oldu.

Cahit ARF matematikte kalıcı izler bırakarak 26 Aralık 1997 ‘de aramızdan ayrılmıştır. Türkiye’de ve dünyada her zaman hatırlanacaktır.

TANIYANLARIN AĞZINDAN CAHİT ARF

PROF. DR. ERDAL İNÖNÜ :( EMEKLİ ÖĞRETİM ÜYESİ, ODTÜ FİZİK BÖLÜMÜ )

"... Cahit ARF’ın önemli bir özelliği, her şeyin aslını anlamaya çalışmak olmuştur. Birisi bir konuşma yaparken, anlamadığı yeri hemen sorardı. Hiçbir şeyden çekinmezdi, onun için önemli olan anlamaktı; bilime değer veren bir insan olarak anlamak, araştırıcı zekasını kullanarak olayların nedeni anlamak...”

PROF. DR. ŞAFAK ALPAY: (ODTÜ MATEMATİK BÖLÜMÜ ÖĞRETİM ÜYESİ)

“... Ortadoğu Teknik Üniversitesi Cahit Hoca’sını 1977 de içine düştüğü bunalım sırasındaki kararlı, toparlayıcı ve yönlendirici tutumuyla hatırlayacaktır. İstenmeyen bir rektörün atanmasıyla ortaya çıkan bunalım nedeniyle eğitim durmuş, kaba kuvvet üniversiteden hesap sormak amacıyla üniversiteye yerleştirilmişti. Can güvenliğinin olmadığı ortamda Cahit Hoca kaba kuvvetin tehditlerine aldırmadan üniversiteye sıcak gülüşü, babacan görünümü, tükenmez enerjisi ile öğrenci ve öğretim üyelerine esin kaynağı olmuştur. O günlerde özerk ve demokratik üniversite için yaptığı çalışmalar ve katkılardan ötürü Tüm Öğretim Üyeleri Derneği’nin değerli bilim adamımız Seha Meray adına koyduğu ödül Cahit Hoca’ya verilmişti...”

“... Tahta oymacılığını, vişne likörünü, Sabahattin Ali öykülerini, torunlarını çok seven Cahit Hoca’yı bizde çok sevdik ve saydık. Bölüm koridorlarındaki tütün kokusu ve gök gürültüsü sesi, zarif yazısıyla dolmuş kara tahtalar hiç aklımızdan çıkmayacak ve bize her zaman esin kaynağı olacaktır...”

PROF. DR. M. GÜNDÜZ İKEDA: ( TÜBİTAK Ulusal Elektronik Araştırma Enstitüsü )

“... Tek tür problemler üzerinde, yani merak ettiği problemler üzerinde çalışanlar var. Şöyle anlatayım: Bazı dağcılar için Himalayalar’a çıkmak pek bir şey ifade etmese de “kimse tırmanmamıştır” denildiğinde birden heveslenirler. Bu birinci tip matematikçiler için de geçerli. Çözülmemiş problemler onlar için dayanılmaz bir çekiciliğe sahiptir. Bir de genel bir sistemi ele alarak çalışanlar, ‘Bu sistemi nasıl karekterize edeceğim, benzer sistemler olduğunda bunları nasıl ayırt edebilirim?’ diye düşünenler var. Cahit Bey bu ikinci sınıfa giriyor...”

PROF. DR. HALİL. İBRAHİM KARAKAŞ: (Akdeniz Üniversitesi Matematik Bölümü )

“... Cahit ARF ömrünü daha çocukluk yıllarında ‘tutku’ ile bağlandığı matematiğin, daha genel olarak bilimin gelişmesine adamıştır. Bilim adamlığını yaşam biçimi olarak seçmiş ve öyle yaşamıştır. Nasıl bilim üretileceğinin en güzel örneklerini sergilediği gibi, ülkemizde bilimin filizlenip gelişebileceği ortam ve kurumların yaratılmasında da önderlik yapmıştır. TÜBİTAK’ın kurulmasındaki katkısına ek olarak ODTÜ Matematik Bölümünün oluşumunu yönlendirmiştir...”

“... Hocalığı konusunda tevazu gösterir, ‘ben iyi hoca değilim’ derdi. Ancak, derslerinde ve seminerlerinde ele aldığı konuyu sunarken sanki yeniden keşfediyormuş gibi heyecan ve haz duyduğu belli olur, gözleri çakmak çakmak parlardı. Cahit ARF, çağdaşları arasında matematiğin her dalında bilgi ve söz sahibi olan ender matematikçilerden biriydi. ODTÜ’de bulunduğu yıllarda matematik bölümünün tüm seminerlerine katılır, ilgi ile izler, soruları ve yorumlarıyla önemli katkıda bulunurdu...”

SİNAN SERTÖZ: (Bilkent Üniversitesi Matematik Bölümü Öğretim Üyesi)

“... Geriye dönüp baktığımda ‘Cahit Hoca’dan öğrendiğim en önemli şey neydi?’ diye şunu hatırlıyorum: Gebze Araştırma Merkezine Cahit Hoca, o sıralar 75 yaşında idi, her sabah servisle gelir, odasına çıkar, önüne kağıtlarını alır ve çalışmaya başlardı. Bir öğle yemeği ve kahve molası hariç akşam servisine kadar çalışırdı. Her gün! Beklentilerim aldıklarımın önüne çıkmaya başladığı zaman ‘Cahit Hoca kadar çalıştın mı ?’ diye sorarım kendime...”

SON SÖZ DE YİNE USTA’DAN GELİYOR...

“ Matematik tümevarımsal bir bilimdir ve bu tümevarımsal

bilim sonsuz kümeler için geçerli. Bu sonsuzlukları

tümevarımsal bir şekilde kavrıyoruz ve kavradığımız zaman da

o sonsuzluğu hissediyoruz , sınırsızlığı.

Ve bu bize mutluluk veriyor, çünkü ölümü unutuyoruz...

Herkes ölümsüz olduğunu hissettiği alanda çalışmak ister.

Ben de matematikte kendimi ölümsüz hissettim...”

CAHİT ARF ( İSTANBUL,26,12,1997 )

Kaynak : http://sci-stud.ankara.edu.tr/~mat/arf.htm


Cahit Arf

From Wikipedia, the free encyclopedia

Jump to: navigation, search
Cahit Arf
Born October 11, 1910(1910-10-11)
Selanik (Thessaloniki)
Died December 26, 1997 (aged 87)
Bebek, Istanbul
Nationality Turkish
Fields Mathematics
Institutions Middle East Technical University
Scientific and Technological Research Council (TÜBİTAK)
Known for Arf invariant

Cahit Arf (October 11, 1910 - December 26, 1997) was a Turkish mathematician. He is known for the Arf invariant of a quadratic form in characteristic 2 (applied in knot theory and surgery theory) in topology, the Hasse-Arf theorem in ramification theory, and Arf rings. He facilitated the now-celebrated visit of Robert Langlands to Turkey (now famous for the Langlands program, among many other things); during which Langlands worked out some arduous calculations on the epsilon factors of Artin L-functions.

Contents

[hide]

[edit] Biography

Cahit Arf was born on October 11, 1910 in Selanik (Thessaloniki), which was then a part of the Ottoman Empire. His family migrated to Istanbul with the outbreak of the Balkan War in 1912. The family finally settled in İzmir where Cahit Arf received his primary education. Upon receiving a scholarship from the Turkish Ministry of Education he continued his education in Paris and graduated from Ecole Normale Superieure.

Returning to Turkey, he taught mathematics at Galatasaray Lisesi. In 1933 he joined the Mathematics Department of Istanbul University. In 1937 he went to Göttingen, where he received his PhD from the University of Göttingen and he worked with Helmut Hasse. He returned to Istanbul University and worked there until his involvement with the foundation work of Scientific and Technological Research Council (TÜBİTAK) upon President Cemal Gursel's appointment in 1962. After serving as the founding director of the council in 1963, he joined the Mathematics Department of Robert College in Istanbul. Professor Arf spent the period of 1964 - 1966 working at the Institute for Advanced Study in Princeton, New Jersey. He later visited University of California, Berkeley for one year.

Upon his final return to Turkey, he joined the Mathematics Department of the Middle East Technical University and continued his studies there until his retirement in 1980. Professor Arf received numerous awards for his contributions to mathematics, among them are: Inonu Award in 1948, Scientific and Technological Research Council of Turkey (TÜBİTAK) Science Award in 1974, and Commandeur des Palmes Academiques (France) in 1994. Professor Arf was a member of the Mainz Academy and the Turkish Academy of Sciences. He was the president of the Turkish Mathematical Society from 1985 until 1989. Cahit Arf died on December 26, 1997 in Bebek, Istanbul, at the age of 87. His collected works were published, in 1988, by the Turkish Mathematical Society.

[edit] Influence

Arf's influence on Turkish Mathematics was profound. Although he had very few formal students, almost all of the present day active mathematicians of Turkey, at some time of their careers, had fruitful discussions on their field of interest with him and had received support and encouragement.

Arf is regarded as the greatest Turkish mathematician of the twentieth century (the runner-up for the title could be Selman Akbulut).

In 2008, the Central Bank of the Republic of Turkey announced that a picture of Cahit Arf will adorn the new 10 TL banknote, making him one of the few scientists to have ever been honored this way in Turkish history.

[edit] Cahit Arf Lectures

Middle East Technical University Department of Mathematics organizes a special lecture session each year in the name and memory of Cahit Arf. Previous lecturers include:

[edit] External links


Persondata
NAME Arf, Cahit
ALTERNATIVE NAMES
SHORT DESCRIPTION Turkish Mathematician
DATE OF BIRTH October 11, 1910
PLACE OF BIRTH Selanik (Thessaloniki)
DATE OF DEATH December 26, 1997
PLACE OF DEATH Bebek, Istanbul
Categories: 1910 births | 1997 deaths | 20th century mathematicians | Turkish scientists | Turkish mathematicians | Topologists | Alumni of the École Normale Supérieure | People from Thessaloniki

http://www-gap.dcs.st-and.ac.uk/~history/Mathematicians/Arf.html
DEN

Cahit Arf

1910 - 1997

Click the picture above
to see a larger version


Full MacTutor biography [Version for printing]

List of References (3 books/articles)

Mathematicians born in the same country

Show birthplace location



Other Web sites
  1. Mathematical Genealogy Project


Previous (Chronologically) Next Main Index
Previous (Alphabetically) Next Biographies index

JOC/EFR © September 1998

The URL of this page is:
http://www-history.mcs.st-andrews.ac.uk/Mathematicians/Arf.html




http://www.math.metu.edu.tr/cahitarf/

Ord.Prof.Dr.Cahit Arf

Prof.Dr.Cahit Arf

Publications of Cahit Arf

"Cahit Arf's Contribution to Algebraic Number Theory and Related Fields" by M.G.İkeda

"The Collected Papers of Cahit Arf"
(
Turkish Mathematical Society - 1988)

Cahit Arf Lectures

Archive

Cahit Arf Mathematical Days

Cahit Arf

Cahit Arf was born in Selanik (Thessaloniki),which was then a part of the Ottoman Empire.His family migrated to Istanbul with the outbreak of the Balkan War in 1912.The family finally settled in Izmir where Cahit Arf received his primary education. Upon receiving a scholarship from the Turkish Ministry of Education he continued his education in Paris and graduated from Ecole Normale Superieure.Returning to Turkey he taught mathematics in a high school in Istanbul.In 1933 he joined the Mathematics Department of Istanbul University .In 1937 he went to Gottingen and completed his Ph.D. thesis under the supervision of Helmut Hasse in 1938.He returned to Istanbul University and worked there till 1962 and then joined the Mathematics Department of Robert College in Istanbul. Professor Arf was at the Institute for Advanced Studies in Princeton during 1964 �1966.Later he visited University of California, Berkeley for one year.Upon returning to Turkey he joined the Mathematics Department of the Middle East Technical University and in 1980 he retired from this University. Professor Arf received several awards for his contributions to Mathematics, among them are, Inonu Award 1948,TUBITAK Science Award 1974,Comandur des Palmes Acade`miques 1994.Professor Arf was a member of the Mainz Academy and the Turkish Academy of Sciences. He was the president of the Turkish Mathematical Society from 1985 until 1989. Cahit Arf passed away on December 26, 1997 in Bebek, Istanbul, at the age of 87. The collected works of Cahit Arf was published, in 1988, by the Turkish Mathematical Society.
Professor Arf �s influence on Turkish Mathematics was profound. Although he had very few formal students, almost all of the present day active mathematicians of Turkey, at some time of their carrier, had fruitful discussions on their field of interest with him and had received support and encouragement.

Publications of Cahit Arf

1.C. Arf, Untersuchungen über reinverzweigte Erweiterungen diskret bewerteter perfekter Körper. J.
Reine Angew. Math, 181, 1-44 (1939).

2.C. Arf, Untersuchungen über quadratische Formen in Körpern der Charakteristik 2. J.
Reine Angew. Math. 183, 148-167 (1941)

3.C. Arf, Untersuchungen über quadratische Formen in Körper der Charakteristik 2. II. Über aritmetische Aequivalenz quadratischer Formen in
Potenzreihenkörpern über einem vollkommenen Körper der Charakteristik 2.
Rev. Fac. Sci. Univ. Istanbul (A) 8, 297-327 (1943)

4.C. Arf, Un théorémé de géométric élémentaire.
Rev. Fac. Sci. Univ. Istanbul (A) 12, 153-160 (1947)

5.C. Arf, Sur les zones de Brillouin.
Rev. Fac. Sci. Univ. Istanbul (A) 12, 161-163 (1947)

6.C. Arf, Sur la détermination des états d'é puilibre d'un millieu élastique plan admettant des frontiéres libres à tensonis constantes.
Rev. Fac. Sci. Univ. Istanbul (A) 12, 309-344 (1947)

7.C. Arf, Sur la définition des déterminants. Université d'Istanbul. Faculté des Sciences. Recueil de mémories commémorant la pose de la premiére pierre des
Nouveaux Instituts de la Faculté des Sciences, pp. 9-20, Istanbul 1948.

8.C. Arf, Une interprétation algébrique de la suite des ordres de multiplicité d'une branche algébrique. Proc.
London Math. soc. (2) 50, 256-287 (1948)

9.C. Arf, Sur l'existence de la solution d?un probleme d?? lasticit? .
Rev. Fac. Sci . Univ. Istanbul (A) 14, 75-85 (1949)

10.C. Arf, Sur l'identité d'un probléme de frontière libre en élasticité avec un probléme d'é coulement.
Bull. Tech. Univ. Istanbul 4 (1951), 1-4 (1952)

11.C. Arf, On the methods of Rayleigh-Ritz-Weinstein.
Proc. Amer. Math. Soc. 3, 223-232 (1952)

12.C. Arf, On the determination of multiply connected domains of an elastic plane body, bounded by free boundaries with constant tangential stresses.
Amer. J. Math. 74, 797-820 (1952).

13.C. Arf, Sur un problé me de frontiére libre d'élasticité bidimensionelle,
Bull. Tech. Univ. Istanbul 5, (1952), 13-16 (1953).

14.C. Arf, Remarques à propos d'un mémoire de K. Erim.
Rev. Fac. Sci. Univ. Istanbul (A) 19, 45-54 (1954).

15.C. Arf, On a generalization of Green?s formula and its application to the Cauchy problem for a hyperbolic equation. Studies in Mathematics and Mechanics presented to Richard von Mises, pp. 69-78.
Academic Press Inc., New York, 1954.

16.C. Arf, Sur les frontiéres libres à tensions constantes d'un milleu élastique plan en équilibre.
Rev. Fac. Sci. Univ. Istanbul Ser. (A) 19, 119-132 (1954).

17.C. Arf, Sur le théoréme de Reiss. Univ.
Roma. Ist. Naz. Alta Mat. e Appl. (5) 14, 181-191 (1954)

18.C. Arf, Eine explizite Konstruktion der seperablen Hülle eines Potenzreihenkörpes.
Abh. Math. Sem. Univ. Hamburg 19, 117-126 (1955).

19.C. Arf, Über den Satz vor Dubourdieu.
Abh. Math. Sem. Univ. Hamburg 20, 112-114 (1955).

20.C. Arf, Über ein Analogon des Riemann-Rochschen Satzes in Zahlkörpern.
Abh. Math. Nat Klasse. Akademie der Wissenschaften und der Literatur in Mainz. No. 9, 293-328 (1957).

21.C. Arf, On the Algebraic Structure of the Cluster Expansion in Statistical Mechanics. (with K. Imre and E. Özizmir)
J. Math. Phys. 6, 1179-1188 (1965)

22.C. Arf, Due dimostrazioni elementari del teorema di Cartan e Dieudonné (with G. Saban)
Rivista Math. Univ. Parma 6, 169-223 (1965)

23.C. Arf, Sur la structure du groupe de Galois de la fermeture algébrique d'un corps de séries de puissances sur un corps fini et les conducteurs d'Artin. Les Tendance Géom. en Algébre et Théories des Nombres, pp. 27-35. Editions du CNRS, Paris, (1966).









Cahit ARF Yazdır e-Posta
Yazan sureyya
Salı, 19 Ağustos 2008

Cahit ARF
(1910-1997)

Ülkemizde matematiğin simgesi haline gelen Cahit ARF 1910 yılında Selanik’te doğdu. 1932 yılında Galatasaray Lisesi’nde matematik öğretmenliği, 1933 yılında İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi’nde profesör yardımcısı (Doçent adayı ) olmuştur. Doktorasını 1938 yılında Almanya’da Göttingen Üniversitesi’nde tamamladı. Daha sonra İstanbul Üniversitesi’ne dönen ARF, 1943 de profesör, 1955’de Ordinaryus Profesör oldu.1964-1965 yılları arasında Fransa’da bulunan Princiton’daki Yüksek Araştırma Enstitüsü’nde konuk öğretim üyesi olarak görev yaptı.

1938 yılından beri Cahit ARF cebir, sayılar teorisi, elastisite teorisi, analiz, geometri ve mühendislik matematiği gibi çok çeşitli alanlarda yaptığı çalışmalarla matematiğe temel katkılarda bulunmuş, yapısal ve kalıcı sonuçlar elde etmiştir.

Bütün Türk matematikçilerine dolaylı veya dolaysız bir şekilde esin kaynağı olmuş, yaptığı uyarılar ve verdiği fikirlerle çevresindeki tüm matematikçilerin ufuklarını genişletmiş ve çalışmalarını yeni bir bakış açısıyla yönlendirmelerini sağlamıştır.

Cahit ARF’ ın ilk çalışması, 1939 yılında Almanya’nın ünlü bir matematik dergisi olan Crelle Journal Dergisi’nde yayınlanmıştır. Cahit ARF çözülebilen cebirsel denklemlerin bir listesini yapmak amacıyla Göttingen’de ünlü matematikçi Hasse’nin doktora öğrencisi oldu. Hasse’nin önerisiyle özel haller problemini çözdü. Cahit ARF bu çalışmasıyla sayılar teorisinde çok özel bir yeri olan lokal cisimlerde dallanma teorisine çok önemli yapısal bir katkıda bulunmuştur. Burada bulduğu sonuçlardan bir bölümü dünya matematik literatüründe “Hasse-Arf Teoremi”olarak geçmektedir.

Bundan sonra uğraştığı problem, matematikte “kuadratik formlar” olarak bilinen konudadır. Uzayda konisel yüzey denklemleri buna basit bir örnek olarak gösterilebilir. Bu konudaki temel problem, kuadratik formların bir takım invaryantlar, yani değişmezler yardımıyla sınıflandırılmasıdır. Bu sınıflandırma Witt adında ünlü bir Alman matematikçi tarafından karekteristiği ikiden farklı olan cisimler için 1937 de yapılmıştır. Karekteristik iki olunca problem çok daha zorlaşıyor ve Witt’in yöntemi uygulanamıyordu. Cahit ARF bu problemle uğraştı ve karekteristiği iki olan cisimler üzerindeki kuadratik formları çok iyi bir biçimde sınıflandırdı. Bunların invaryantlarını, yani değişmezlerini inşa etti. Bu invaryantlar dünya literatüründe “Arf İnvaryantları” olarak geçmektedir. Bu çalışması 1944 yılında Crelle Dergisi’nde yayınlandı ve Cahit ARF ‘ı dünyaya tanıttı.

1945’lere gelindiğinde düzlem bir eğrinin herhangi bir kolundaki çok kat noktaların çok katlılıklarının yalnız aritmetiğe ait bir yöntem ile nasıl hesaplanacağı iyi bilinmekteydi. Düzlem halde algoritmanın başladığı sayılar eğri kolunun parametreli denklemlerinden bilinen bir kanuna göre elde ediliyordu. Genel durumda ise böyle bir sonuç henüz bulunamamıştı. Bu sıralarda İstanbul’da Patrick Du Val adında bir İngiliz matematikçi bulunuyordu. Du Val genel halde algoritmanın başladığı sayılara “karakter” adını vermiş ve eğrinin tüm geometrik özellikleri bilindiği zaman bu karakterlerin nasıl bulunacağını göstermişti. Bunun tersi de doğruydu. Bu karakter bilinirse, eğrinin çok katlılık dizisi, yani geometrik özellikleri de bulunabiliyordu. Burada açık kalan problem ise bir eğrinin denklemleri verildiğinde karakterlerini bulabilmek idi. Cevap düzlem eğriler için bilinmekte, ama yüksek boyutlu uzaylarda bulunan tekil eğriler için bilinmemekte idi. Ayrıca, yüksek boyutlu bir uzayda tanımlanmış bir tekil eğrinin çok katlılık özelliklerini, yani geometrik özelliklerini bozmadan en düşük kaç boyutlu uzaya sokulabileceği de bu problemle beraber düşünülen bir soru idi. Bu çeşit sorular matematiksel bakış açısının temel problemi olan sınıflandırma probleminin eğrilere uygulanması bakımından son derece önemli ve zor sorulardı. Cahit ARF bu problemi 1945’de tamamı ile çözmüş ve tek boyutlu tekil cebirsel kolların sınıflandırılması problemini kapatmıştır. Bu sonucun zorluğu hakkında fikir elde edebilmek için düzgün varyetelerin sınıflandırılması probleminin bugüne kadar 1,2 ve kısmen 3 boyutlu varyeteler için çözüldüğünü tekilliklerinin sınıflandırılması probleminin ise 1 boyutlu varyeteler, eğriler için Cahit ARF tarafından çözüldüğünü göz önüne almak gerekir. Cahit ARF bu problemi çözerken önemini gözlediği ve problemin çözümünde en önemli rolü oynadığını fark ettiğini bazı halkalara “karekteristik halka” adını vermiş ve daha sonra gelen yabancı araştırmacılar bu halkalara “Arf Halkaları” ve bunların kapanışlarına “Arf Kapanışları” adını vermişlerdir. Cahit ARF’ın bu çalışması 1949 ‘da Proceedings of London Matematical Society dergisinde yayınlanmıştır.

Cahit ARF’ın 1940’lı yıllarda yaptığı bu çalışmaların günümüzde hala kullanılıyor olması, onun kalıcılığını ispatlamıştır.

Cahit ARF’ı ilk tanıyan bir kişi onun sadece matematiğe ilgi duyan bir insan olduğu izlenimini edinebilirdi. Cahit ARF için, matematik her şeyin üzerinde ve ötesindeydi. Ancak, onu TÜBİTAK’ın kurulmasında ve gelişmesinde gösterdiği çabayı ve özeni bilenler Cahit ARF’ın öyle içine kapanık, matematikle uğraşan, dış dünya ile ilgilenmeyen bir kişi olmadığını bilirler. Mühendisliğin günlük hayattan doğan problemlerine her zaman ilgi gösterirdi. Ama, bu probleme mutlaka matematiksel bir model bulmaya çalışırdı. Hele bir de pratikten gelen problemi matematik olarak çözüme kavuşursa pek keyiflenirdi. Mustafa İNAN’la böyle bir işbirliği yapmış ve İNAN’ın köprülerde gözlemleyip, araştırdığı bir sorunun matematiksel kesin çözümünü vermiştir. Bu çalışmaları Cahit ARF’a İnönü Ödülü’nü kazandırmıştır.

Üniversitede rektörlük, dekanlık gibi idari görevler almaktan kaçınmıştır. Araştırmacıların bu gibi görevlerden uzak durmaları gerektiği görüşündeydi. Ama uzun yıllar TÜBİTAK Bilim Kurulu Başkanlığı’nı da özveriyle yürütmüştür.

Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nde bulunduğu yıllarda yeni ve farklı bir üniversite modelinin ve kültürünün ortaya çıkması için çaba göstermiştir. Akademik dünyanın yapay hiyerarşik ayrımlarıyla alay etmiştir. Genç öğretim üyeleri ve öğrencilerle çok güzel, yararlı ve keyifli diyalog içindeydi. Her zaman üniversite içi çekişmelerden ve politikadan özenle uzak durduğu halde, ODTÜ sistemi tehlikeye düştüğünde duyarlı ve sorumlu bir bilim adamı olarak kendini bir mücadelenin içine atmaktan çekinmemiştir. Bu onurlu mücadele de bile matematiğin aksiyomatik yaklaşımını kimseye farkettirmeden kullanmıştır.

Cahit ARF 1948’de İnönü Ödülü, 1974’de TÜBİTAK Bilim Ödülü, 1980’de İTÜ ve KATÜ Onur Doktorası, 1981’de de ODTÜ Onur Doktorası’nı aldı. Genç yaşta Mainz Akademisi Muhabir Üyeliğine seçildi ve Türkiye Bilimler Akademisi Onur Üyesi oldu.

Cahit ARF matematikte kalıcı izler bırakarak 26 Aralık 1997 ‘de aramızdan ayrılmıştır. Türkiye’de ve dünyada her zaman hatırlanacaktır.

TANIYANLARIN AĞZINDAN CAHİT ARF

PROF. DR. ERDAL İNÖNÜ :( EMEKLİ ÖĞRETİM ÜYESİ, ODTÜ FİZİK BÖLÜMÜ )

"... Cahit ARF’ın önemli bir özelliği, her şeyin aslını anlamaya çalışmak olmuştur. Birisi bir konuşma yaparken, anlamadığı yeri hemen sorardı. Hiçbir şeyden çekinmezdi, onun için önemli olan anlamaktı; bilime değer veren bir insan olarak anlamak, araştırıcı zekasını kullanarak olayların nedeni anlamak...”

PROF. DR. ŞAFAK ALPAY: (ODTÜ MATEMATİK BÖLÜMÜ ÖĞRETİM ÜYESİ)

“... Ortadoğu Teknik Üniversitesi Cahit Hoca’sını 1977 de içine düştüğü bunalım sırasındaki kararlı, toparlayıcı ve yönlendirici tutumuyla hatırlayacaktır. İstenmeyen bir rektörün atanmasıyla ortaya çıkan bunalım nedeniyle eğitim durmuş, kaba kuvvet üniversiteden hesap sormak amacıyla üniversiteye yerleştirilmişti. Can güvenliğinin olmadığı ortamda Cahit Hoca kaba kuvvetin tehditlerine aldırmadan üniversiteye sıcak gülüşü, babacan görünümü, tükenmez enerjisi ile öğrenci ve öğretim üyelerine esin kaynağı olmuştur. O günlerde özerk ve demokratik üniversite için yaptığı çalışmalar ve katkılardan ötürü Tüm Öğretim Üyeleri Derneği’nin değerli bilim adamımız Seha Meray adına koyduğu ödül Cahit Hoca’ya verilmişti...”

“... Tahta oymacılığını, vişne likörünü, Sabahattin Ali öykülerini, torunlarını çok seven Cahit Hoca’yı bizde çok sevdik ve saydık. Bölüm koridorlarındaki tütün kokusu ve gök gürültüsü sesi, zarif yazısıyla dolmuş kara tahtalar hiç aklımızdan çıkmayacak ve bize her zaman esin kaynağı olacaktır...”

PROF. DR. M. GÜNDÜZ İKEDA: ( TÜBİTAK Ulusal Elektronik Araştırma Enstitüsü )

“... Tek tür problemler üzerinde, yani merak ettiği problemler üzerinde çalışanlar var. Şöyle anlatayım: Bazı dağcılar için Himalayalar’a çıkmak pek bir şey ifade etmese de “kimse tırmanmamıştır” denildiğinde birden heveslenirler. Bu birinci tip matematikçiler için de geçerli. Çözülmemiş problemler onlar için dayanılmaz bir çekiciliğe sahiptir. Bir de genel bir sistemi ele alarak çalışanlar, ‘Bu sistemi nasıl karekterize edeceğim, benzer sistemler olduğunda bunları nasıl ayırt edebilirim?’ diye düşünenler var. Cahit Bey bu ikinci sınıfa giriyor...”

PROF. DR. HALİL. İBRAHİM KARAKAŞ: (Akdeniz Üniversitesi Matematik Bölümü )

“... Cahit ARF ömrünü daha çocukluk yıllarında ‘tutku’ ile bağlandığı matematiğin, daha genel olarak bilimin gelişmesine adamıştır. Bilim adamlığını yaşam biçimi olarak seçmiş ve öyle yaşamıştır. Nasıl bilim üretileceğinin en güzel örneklerini sergilediği gibi, ülkemizde bilimin filizlenip gelişebileceği ortam ve kurumların yaratılmasında da önderlik yapmıştır. TÜBİTAK’ın kurulmasındaki katkısına ek olarak ODTÜ Matematik Bölümünün oluşumunu yönlendirmiştir...”

“... Hocalığı konusunda tevazu gösterir, ‘ben iyi hoca değilim’ derdi. Ancak, derslerinde ve seminerlerinde ele aldığı konuyu sunarken sanki yeniden keşfediyormuş gibi heyecan ve haz duyduğu belli olur, gözleri çakmak çakmak parlardı. Cahit ARF, çağdaşları arasında matematiğin her dalında bilgi ve söz sahibi olan ender matematikçilerden biriydi. ODTÜ’de bulunduğu yıllarda matematik bölümünün tüm seminerlerine katılır, ilgi ile izler, soruları ve yorumlarıyla önemli katkıda bulunurdu...”

SİNAN SERTÖZ: (Bilkent Üniversitesi Matematik Bölümü Öğretim Üyesi)

“... Geriye dönüp baktığımda ‘Cahit Hoca’dan öğrendiğim en önemli şey neydi?’ diye şunu hatırlıyorum: Gebze Araştırma Merkezine Cahit Hoca, o sıralar 75 yaşında idi, her sabah servisle gelir, odasına çıkar, önüne kağıtlarını alır ve çalışmaya başlardı. Bir öğle yemeği ve kahve molası hariç akşam servisine kadar çalışırdı. Her gün! Beklentilerim aldıklarımın önüne çıkmaya başladığı zaman ‘Cahit Hoca kadar çalıştın mı ?’ diye sorarım kendime...”

SON SÖZ DE YİNE USTA’DAN GELİYOR...

“ Matematik tümevarımsal bir bilimdir ve bu tümevarımsal

bilim sonsuz kümeler için geçerli. Bu sonsuzlukları

tümevarımsal bir şekilde kavrıyoruz ve kavradığımız zaman da

o sonsuzluğu hissediyoruz , sınırsızlığı.

Ve bu bize mutluluk veriyor, çünkü ölümü unutuyoruz...

Herkes ölümsüz olduğunu hissettiği alanda çalışmak ister.

Ben de matematikte kendimi ölümsüz hissettim...”

CAHİT ARF ( İSTANBUL,26,12,1997 )

Kaynak : http://sci-stud.ankara.edu.tr/~mat/arf.htm

http://www.matokulu.com/index.php?option=com_content&task=view&id=261&Itemid=144